Araştırmalara göre diğer kişilere empati göstermek ve birbirini dinlemek uyuşmazlıkların çözülmesini ve bireyler arası bağlam güçlenmesini kolaylaştırmanın yanı sıra daha geniş farkındalık sağlamaktadır.
Çevremizdeki insanlar görünüşte mutlu gibiler. Duygu ve düşüncelerine hâkimlermiş gibi görünüyorlar. Ancak buradaki anahtar kelime “görünmek”. Gerçek şu ki insanların çoğu, kendi duygu ve düşünceleriyle ilgili sürdürdükleri mücadele ile ilgili olarak açık ve dürüst olmuyorlar. Üzüntülerini veya mutsuz olduklarım belli etmiyorlar, işleri yolundaymış gibi gösteriyorlar. Hani şu meşhur hikâyedeki içi kan ağlayan palyaço gibi; tanık olduğumuz yalnızca yüzlerindeki parlak boya ve şen şakrak maskaralıklar.
Ne yazık ki, insanların çoğu kendileri hariç herkesin mutlu olduğuna inanarak yaşamlarını sürdürüyor. -Tahmin edebileceğiniz gibi- bu inanç insanları daha fazla mutsuz ediyor.
Evrim zihinlerimizi öylesine şekillendirmiştir ki psikolojik olarak acı çekmek -kendimizi kıyaslamak, değerlendirmek ve eleştirmek; sahip olmadıklarımıza odaklanmak; sahip olduklarımızdan hoşnut olmamak ve çoğu asla gerçekleşmeyecek bin türlü korkutucu senaryoyu kafamızda kurmak- kaçınılmaz kaderimiz haline gelmiştir.