1000Kitap Logosu
Russ Harris

Russ Harris

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.4
161 Kişi
403
Okunma
36
Beğeni
1.671
Gösterim
Unvan
Yazar, doktor ve terapist
Doğum
Liverpool, Birleşik Krallık, 1962
Yaşamı
Kariyerine 1989 yılında yeni mezun bir doktor olarak başladı.
384 syf.
·
11 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bu kitap kişisel gelişim tadında. Herkesin mutlu olmak adına şunları yapmalısın dediği yerde bu kitapta bambaşka bir şey öneriliyor. Özetle: Hayatında iyisi ve kötüsüyle tüm duygulara yer açmanı söylüyor. Can sıkıntısı ise can sıkıntısına, üzüntü ise üzüntüye, sevinç ise sevince yer aç diyor. Zihnin sana ne söylerse söylesin dinle ama sadece kelimelerden ibaret olduğunun farkında olarak dinle diyor. Düşüncelerin akıp gitmesine izin vererek An'ı yaşa diyor. Peki An'ı nasıl yaşayacaksın? Tabii ki değerlerine göre. Günün sonunda acı da çekmiş olsan, değerlerinin doğrultusunda yaşadığından, bu hayat yolculuğundan keyif alacaksın diyor. Okunmaya, verdiği tavsiye ve egzersizleri yapmaya ve denemeye değer. Keyifli okumalar.
Mutluluk Tuzağı
8.5/10
· 183 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
15
384 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Russ Harris'in yazdığı Mutluluk Tuzağı, Psikoterapi yaklaşımlarının önde gelen modellerinden bilimsel araştırmalara dayalı ACT (Kabul ve Kararlılık Terapisi) ilkeleri ile yazılmıştır. Acceptance and Commitment Therapy'nin baş harflerinden oluşan ACT; dış dünyadan gelen bir tehlikeden kaçınma veya ona savaş açma yolu ile hayatta kalmayı sağlayan stratejilerin; konu içsel yaşantılar (duygu,düşünce ve dürtüler) olduğunda işe yaramadığını, mücadelenin daha fazla acıya sebep olduğunu savunur. Sıkıntı veren duygulardan, yargılama içeren düşüncelerden kurtulmaya çalışmak yerine mutluluk tuzaklarına yakalanmadan, sahip olunan değer ve ilkelere uyumlu olarak eyleme geçmenin önemi alıştırmalar ve örneklerle vurgulanmaktadır. Kitap 3 bölüme ayrılmıştır. İlk kısımda; toplumda kalıplaşmış ve çoğu kişi tarafından benimsenen mutluluk mitleri üzerinde durulmaktadır. Doğal kabul edilenin mutlu olma, iyi hissetme hali olduğu, bu sebeple rahatsız edici hislerden kaçınmanın teşvik edilen bir strateji olduğu anlaşılmaktadır. Çocukluk döneminden başlayarak olumsuz düşünce ve duygulardan kaçınmak ve mutluluğa ulaşmak için anı unutmak pahasına uyguladığımız stratejiler, yazarın "Mutluluk Tuzağı" olarak tanımladığı duruma sebep olmaktadır. Anlamlı bir yaşamı engelleyen bu durum ise; ana dair farkındalık becerilerinin yitirilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci kısımda; düşüncelerin mutlak gerçeklikler olarak kabul edildiği ve davranışların ona göre düzenlendiği "Bilişsel Birleşme" kavramı üzerinde durulmaktadır. Düşüncelerin sadece zihnimizden geçen kelimeler olduğu, onlara yer açmak, değiştirmeye çalışmadan gelip gitmelerine izin vermek anlamına gelen "Bilişsel Ayrışma"nın sağlanmasına yönelik yöntemler ayrıntıları ile açıklanmakta, "Bu şekilde düşünmenin benim için faydaları nelerdir?" sorusu ile eyleme devam etmenin önemi vurgulanmaktadır. Üçüncü bölümde ise; nasıl bir hayat yaşamak ve ne şekilde anılmak istediğimizi yansıtan "Değer" kavramı ön planda incelenmektedir. Hayatta ulaşmak istenilen hedeflerin hangi değerlerle bağlantılı olarak belirlendiği, hedeflere ulaşmak için geçen sürede değerler ile uyumlu bir yaşantının nasıl sağlanacağına yönelik örnekler etkili ve iz bırakan bir yapıda resmedilmektedir. Psikolojiye ilgi duyan ve alanda çalışanlara önerimdir.
Mutluluk Tuzağı
8.5/10
· 183 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
11
384 syf.
·
Puan vermedi
Mutlu olmak için çabalayıp durmanın altında yatan nedenleri ve sonuçları özetleyen, tekrar tekrar okumam gerektiğine, önerilenleri etkili bir şekilde uygulamam konusunda yol açan bir kitap. "Nereye gittiğinize karar vermezseniz, kendinizi yöneldiğiniz yerde bulursunuz." Mutluluk tuzaklarına yakalanmadan belli ilkeler doğrultusunda ilerlemenin daha anlamlı ve zengin, tatminkar bir yaşamanın mümkün olduğunu anlatmakta. Şema terapide ve Bilişsel davranışçı terapi öğretilerini de içermekte. Altını çizdiklerim: Çoğu zaman asla gerçekleşmeyecek şeylerle ilgili kaygı duyayarak çokça zaman harcıyoruz. Evrim sayesinde artık zihinlerimiz öylesine gelişmiş ki olmak istediğimiz kişinin hayalini de canlandırabiliyor ve sonra kendi gerçeğimizi bu erişilmesi imkansız standart ile kıyaslıyoruz. Şansımız var mı? kendimizi sürekli yeterince iyi olmadığımızı hisseder halde bulacağız. Evrim zihinlerimizi öylesine şekillendirmiştir ki psikolojik olarak acı çekmek-kendimizi kıyaslamak, değerlendirmek ve eleştirmek; sahip olmadıklarımıza odaklanmak; sahip olduklarımızdan hoşnut olmamak ve çoğu asla gerçekleşmeyecek bin türlü korkutucu senaryoyu kafamızda kurmak- kaçınılmaz kaderimiz haline gelmiştir. İnsanların mutlu olmakta zorlanmasına hiç şaşmamalı. Gerçek şu ki acı da yaşamın bir parçasıdır. Ne yazık ki insanların çoğu kendileri hariç herkesin mutlu olduğuna inanarak yaşamlarını sürdürüyor ve bu inançlar insanları daha fazla mutsuz ediyor. ACT, sağlıklı bir insan zihninin normal düşünce süreçlerinin psikolojik bir ızdıraba yol açmasının çok doğal olduğunu öne sürer. Kusurlu değilsiniz, zihniniz sadece yapmak üzere evrimleştiği işini yapıyor. Duygu ve düşüncelerinizi kontrol altına çalışmayı aşırıya kaçmadan, yalnızca işe yarayacakları zaman kullanmakta, sizin için değerli olan şeyleri yapmanıza engel olmayacak şekilde kullanmakta sakınca yok. Eğer birini çok seviyorsak ve bu ilişkiden ölüm terkedilme nedeniyle mahrum kalırsak acı çekeriz. Bu acıya keder denir. Keder sevilen birinin, bir işin veya bir uzvun kaybı gibi önemli kayıplar sonrası ortaya çıkan normal bir duygusal tepkidir. Bundan kaçınmanın veya kurtulmanın bir yolu yoktur. Keder hissi olacaktır. Bir defa varlığını kabul ettikten sonra zaman içinde kendi kendine geçecektir. Hayatımızın, zaman ve enerjimizi bizim için en önemli veya anlamlı şeylere harcadığımız zaman daha zengin ve doyurucu hale gelmesi şaşırtıcı değildir. Duygu ve düşüncelerimiz üzerindeki kontrolümüzün derecesi bunların ne kadar yoğun olduğuna bağlıdır. Yaşantısal kaçınma, istenmeyen duygu ve düşüncelerimizden kaçınmak, kurtulmak ve bunları değiştirmek için-bu çabalarımız zararlı, sonuçsuz, yıkıcı veya bize pahalıya mal olsa dahi-sürekli bir çaba gösterme eğiliminde olmak anlamına gelir. Mutluluğa ulaşmak için, kötü duyhularımızdan kaçınmaya ve kurtulmaya çalışıyoruz, ama ne kadar çok çabalarsak o kadar fazla kötü duygunun oluşmasına yol açıyoruz. Sizi harekete geçiren öncelikli sebep can sıkıcı duygu ve düşüncelerden kaçınmak olduğu zaman, bu durum yaptığınız şeyden aldığınız keyfi ve canlılık hissini tüketir. Farkındalığınızı artırmak ilk adım. Can sıkıcı duygu ve düşüncelerden kaçmak, bunları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için her gün yaptığınız küçük şeyleri fark edin. Kendinizi bu kontrol yöntemlerini kullanmaktan alıkoyamadığınız zaman bunların sonuçlarının da farkına varın. Nasıl bir insan olmak istiyorsunuz, sizin için dikkate değer ve anlamlı olan nedir? Hayatta neyin savunucusu olmak istiyorsunuz? Düşünceleri, onlara eşlik eden zihinsel görüntüler ve bedensel hislerle karıştırmamak gerekir. Zihinsel resimler imajdır. İmajlar sıklıkla düşüncelerle ortaya çıksalar da düşünce değillerdir. ACT'te düşüncelerle ilgili bizi ilgilendiren şey bize faydalı olup olmadıklarıdır. Hikaye olayın kendisi değildir. Düşüncelerimize umulandan çok daha fazla sanki bunlar mutlak gerçekmiş ve tüm dikkatimizi bunlara vermemiz gerekirmiş gibi tepki verebiliyoruz. Bu bilişsel birleşmedir. Düşüncelerimizin yaklaşık yüzde seksenin bir ölçüde olumsuz bir içeriği var. Kendinizi eleştirdiğiniz, horladığınız, yargıladığınız, aşağıladınız, ve suçladığınız düşünceler çoğu zaman motivasyonunuzu artırmaz, aksine azaltır. Aklınızdan geçenlere otomatik olarak inanmak yerine aslında ne olup bittiğine dikkat kesilmenizdir. Farkındalığı artırmak düşüncelerimizle birleştiğimiz zaman anların bilincinde olmak ve bu durumlarda kendimizi uyandırmaktır. Düşünen benliğiniz bazı düşünceler üretir ve gözlemleyen benlik bunları gözlemler. Kasvet ve felaket radyosunu kapatmaya ne kadar fazla çabalarsak o kadar yüksek sesle yayına devam edecektir. Mark Twain: hayatımız boyunca sayısız korkutucu içsel deneyimimiz olur ve bu deneyimlerin çoğu aslında başımıza bile gelmez. Acı veren duygu ve düşünceler bir engel teşkil etmese, farklı neler yapardım? Hangi aktiviteye devam ederdim? Hangi girişimlerde bulunur neyi farklı yapardım? Canınızı sıkan düşünceleri listeleme. Bu düşünceleleri gerçekte olduğu şekliyle kelime ve resimden fazlası olmadığını ne kadar iyi görürseniz hayatınıza etkileri o kadar azalacaktır. Duygularımız davranışımızı kontrol ediyor mu? Duygularımız üzerinde doğrudan fazla kontrolümüz olmasa da davranışlarınızı doğrudan kontrol edebilirsiniz. Hiçbir duygu kendi başına kötü değildir. Kötü sadece bir düşüncedir. Düşünen benliğimizin yaptığı bir değerlendirmedir. Düşünen benliğimiz bizlere rahatsız edici hislerin kötü olduğunu bunlarla başaçıkamayacağımızı bu hislere sahip olduğumuz için kusurlu olduğumuzu bizi mahvedeceğini söyleyerek mücadele düğmesini yaratmıştır. Bu hikayelerle birleşirsek düğmeye basılır ve bu rahatsız edici duyguları tehdit olarak algılarız. Doğrudan kendi tecrübeniz size anlatılan tüm hikaylerden daha güvenlidir. Acı veren duygular yalnızca onlarla mücadele ederseniz kronik hale gelirler. Hissettiğin üzüntü sevginle doğrudan bağlantılı biri olmadan diğerine sahip olamazsın. direnme ya da kaçınma yerine kabul etme. Herhangi bir durumda gösterdiğiniz duygusal tepki hayatımız boyunca yaşadığımız milyonlarca öğrenme deneyimine bağlı şekillenmiştir. Ayrışma, yer açma ve ana odaklanma becerileri kendindelik becerileridir. Kendi tecrübeleriniz başka birinin tavsiyesinden daha değerlidir. ACT'te hedef yargılara kanmak yerine bunların gelip gitmwlerine izin vermektir. "Bu bir yargı" diyerek basitçe onaylayabiliriz. Bunların hiçbiri gerçek değildir sadece kanıdır. Bu halimle yeterince iyi değilim. Ben de ters giden ya da eksik bir şey var. Bu zihinlerimizin bize tekraren gönderdiği bir mesajdır. Benlik saygısı nasıl biri olduğunuza dair bir dizi düşüncedir. Benlik saygısı bir gerçek değildir. Sadece bir kanıdır. Afrika hakkındaki bir belgesel Afrika'nın kendisiyle aynı şey değildir. Harekete geçtiğinizde kaçınılmaz olarak pek çok korku ile yüzleşecek pek çok can sıkıcı düşünce ve duygu ile karşı karşıya kalacaksınız. Ama ayrışma, yer açma ve ana odaklanma yöntemleri ile gitgide bu engelleri aşmayı öğreneceksiniz. Ve bunlar ne kadar göz korkutucu görünse de içinizde, derinlerde bir yerde zarar görmeyecek bir özünüzün olduğunu bilmenin size yardımı dokunacaktır. Değer batıya gitmek gibidir. Ne kadar yol alırsanız alın, her zaman daha da batıda yerler olacaktır. Hedef ise batıya olan bu yolculuğunuzda geçmeyi istediğiniz bir dağ veya nehir gibidir. Bir kere bunu aşınca artık bu halledilmiş bir iştir. Ölüm kamplarında en uzun süre hayatta kalan insanlar fiziken en güçlü ve formda olanlar değil, hayatta bir amaca en çok odaklanmış olanlardı. Bu şekilde değerler bizi motive eden unsurlar olarak işlev görürler. Ölü bir insanın sizden daha iyi yapabileceği bir şeyi kendinize asla hedef olarak koymayın Bir şeyi yapmamak veya bir şeyi yapmayı bırakmak temalı hedefler ölü insan hedefidir. Bunu yapmıyor-düşünmüyor-hissetmiyor olsaydım zamanımı ne yapmak için kullanırdım? Hayat ya cüretkar bir maceradır veya hiç bir şeydir. ( Helen Keller) Hayatınız hoş duygular hissetmeye ne kadar fazla odaklıysa rahatsız edici duygular karşısında o kadar çok bocalarsınız ve mücadele ve acı çekme kısır döngüsünü yaratıp güçlendirirsiniz. Çoğumuz hayatlarımızın olumlu yanlarından ziyade olumsuz yanlarından bahsetmeye meyilliyiz. Hem hayatınızdaki zorlukları hem de sizi memnun eden şeyleri paylaşın. Hata yapmak öğrenmenin elzem unsurlarından biridir o yüzden hata yapmayı benimseyin. Değişim riski beraberinde getirir. Korkularınızla yüzleşmeyi rahat ettiğiniz alanın dışına çıkmanızı gerektirir ki tüm bunlar tek bir şeye işaret eder; değişim çoğunlukla rahatsız edici duygulara yol açacaktır. Seçimlerinizi canavarları güvertenin altında tutmak için değil, gerçekten önem verdiğiniz neyse ona dayanarak yapın. Tabii ki düşünceler davranışlarınızı kontrol edemese de etkileyebilir. Ve bir düşünceyle ne kadar birleşirseniz, davranışınız üzerinizdeki etkisi o kadar fazla olacaktır. Hayatta herkesten daha çok önem verdiğiniz kişi kaçırılmış olsa ve kaçıranlsr size hedefleriniz doğrultusunda belli bir eylemde bulunmadıkça o kişiyi asla serbest bırakmayacaklarını söylese, o zaman harekete geçer miydiniz? Gönüllü olmak; bir uçurumu iki sıçrayışta geçemezsiniz. Kararlılık, tökezlediğinizde veya yoldan çıktığınızda kendinizi yerden kaldırıp yönünüzü bulmak ve gitmek istediğiniz doğrultuda yola devam etmek demektir. Kararlılığın doğası işte budur; hedeflerinize ulaşıp ulaşamayacağınızı önceden bilemezsiniz, tek yapabileceğiniz değer verdiğiniz bir doğrultuda ilerlemeye devam etmektir. Başarı nihai değildir. Başarısızlık onulmaz değildir. Önemli olan devam etme cesaretini göstermektir.( Sir Winston Churchill) Karamsar biri her fırsatın getirdiği zorlukları, iyimser biri ise her zorluğun getirdiği fırsatları görür. ( Churchill) Çoğu insan fırsatları kaçırır, çünkü fırsatlar canavar kostümü giyer ve tehlikeli görünür. Hayatınızı yaşama şekliniz kişisel tercihinizdir. Hayat en çok hayatın kendisine verdiklerinden en iyi şekilde faydalananlara verir.
Mutluluk Tuzağı
8.5/10
· 183 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
12