Bir şeyi algıladığımız ilk birkaç milisaniye içinde bilinçsizce onun ne olduğunu anlamakla kalmayıp ondan hoşlanıp hoşlanmadığımıza da karar verebiliyoruz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eğer (birey) kendi sorunlarının kaynaklarını tanımaya ilgi duyuyorsa, eğer bu kaynakların algılanmasına yönelik direnmelerini yenebilirse, bazı yönlerden kendisini bir yabancının yapabileceğinden daha iyi gözleyebilir.
Her şeyden önce birey, gece gündüz kendisiyle birlikte yaşar.
(S. Freud) Öz-geliştirmeye yönelik itkilerin "narsisizm" arzularından kaynaklandıklarını, yani, kendini büyütme ve başkalarından üstün olmaya yönelik bir eğilime karşılık geldiklerini savunmuştur.
Her bir satırında ince analizlerin ve ömürlük derslerin ilmek ilmek işlendiği bu kitabı neden hayatımda bir dönüm noktası olarak gördüğümden bahsedeyim.
Kitapta bahsedilen hitapla kronik bir "sayın evet" olduğum gerçeği öyle acımasızca gözlerimin önüne serildi ki. Yetişkinliğe yeni yeni adım attığım şu son birkaç yılda bana birey kimliğimi sorgulatan, bunalımlara sokan deneyimlerimin ardında sadece ufacık bir sözcüğün aklımdan dudaklarıma erişememesinin yattığını bilmiyordum. Nitekim kitapta buna şöyle değinmekte:
" Her şeye evet dediğinizde dünyanın en sevecen insanı değil, en yorgun ve stresli insanı olursunuz. "
Yani siz de kendinizi sevecen ve herkesin yardımına koşan bir iyilik meleği olarak görüyorsanız, tüm sorunları kapatan bitap bir yara bandı olmaya da hazır olun, çünkü er ya da geç bu his içinizde bir yerde yer edinecek. Hayır diyemeyen insanlar hayatının bir döneminde mutlaka dört bir yandan kuşatılmışlık, depresyon, kendine yabancılaşma, burnout (tükenmişlik) ve kronik yorgunluk deneyimleyecektirler.
Gelelim kitabın değindiği noktalara:
Kitap aslında günlük hayatımızda karşılaştığımız birçok konuya değinmekle beraber, bizi farklı senaryolarla karakterlerin evet/ hayır seçimi imtihanını ele alıyor. Siz de benim gibi "sayın evet" iseniz bu senaryolar sizi ziyadesiyle rahatsız edecektir. Ama rahatsız olduysanız bu güzel bir haber, kitap sizi daha okurken bile değiştirmeye başlamıştır, ne mutlu.
Kitapta birçok kez zikredilen "sınır" kavramına değinmek istiyorum. Sınır diyince bizim toplumumuz insanlarının aklına belki bam teli gelir ancak sınırlar aslında bizim karakterimiz, kişiliğimizin dış dünyaya bakan duvarlarıdır. Kitapta sınırlar ve kişiliğimiz, çit ve eve benzetilir. Çitleriniz kırıksa, aralarında boşluklar varsa veyahut hiç yoksa evinize pekala