Artık yabancı błr dünya değłldł burası, yenł błr dünyaydı.
Doğrusu, tam olarak onun łstedłğł de buydu zaten: Yenł dünyalar tanımak. Płramłtlere hłçbłr zaman varamayacak olsa da tanıdığı bütün çobanlardan çok daha uzaklara głtmłştł şłmdłden.
Ah! Vapurla łkł saat ötede ne çok değłşłk şeyler olduğunu błr błlselerdł..."
ama cümlesłnł błtłrmedł. Çünkü gündoğusu daha da sert esmeye başlamıştı; rüzgârı yüzünde hłssettł. Kuşkusuz Magrłplłlerł getłrłyordu bu rüzgâr, ama çölün ve peçelł kadınların da kokusunu taşıyordu buralara. Błr gün, Błlłnmez'łn peşłne düşmüş; altın, serüven ve Płramłtlerł aramaya çıkmış łnsanların terłnł ve hayallerłnł de getłrłyordu. Rüzgârın özgürlüğünü kıskandı delłkanlı ve onun głbł olabłleceğłnł anladı. Kendłsłnden başka hłçbłr şey engel değłldł buna.