Muhammed Aslan

Muhammed Aslan
@syztarg
21 okur puanı
Haziran 2022 tarihinde katıldı

Muhammed Aslan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·460 syf.·
2026 1. kitabı
Muhammed Aslan
10/10 · 19 okunma
Reklam
Nikolay cümlelerinin sonundaki her kelimeyi bastırarak konuşuyordu. “Onlarla aynı dünyada yaşamak, aynı havayı solumak beni çıldırtıyor Anna, anlamıyor musun? Sahte insanlardan nefret ettiğim gibi onlara kapılanlardan da nefret ediyorum. Yalancılardan ve onları el üstünde tutan her ihtimalden… Samimiyetsizlerden ve samimiyetsizlere dayanabilenlerden... Adaletsizlerden ve onlarla yaşayabilenlerden… Her birinden nefret ediyorum ! ”
“Yaşamın kutsallığıyla var olan düzeni karşılaştırdığında, büyük bir dengesizlik görüyordu. Bu nedenle dünyada büyük bir değişimin gerekliliğine inanıyordu. Varoluş anlamlıydı. Anlamsız olansa sistemdi. Dünyanın birçok ülkesinde var olan enerji savaşları, çöküş ekonomileri, eğitimsizlik, adaletsizlik, işsizlik ve açlık… Tüm bunlar, doğanın kutsallığına yakışmayan sonuçlardı ve Arthur bunlardan arınmış yeni bir dünya kurmak istiyordu.”
“Bu akşam masamda olduğunuz için teşekkür ederim. Güvensizliğin ve sadakatsizliğin acı tecrübesini yaşayan insanların aksine, tarif edilmez bir huzurun ferahlığındayım. Hiç düşünmeden hayatımı emanet edebileceğim insanlarla aynı masada bulunduğum için şanslıyım. Dışarıdaki insanlar ise bu şanstan yoksun. Herkes menfaatler dünyasının gerektirdiği gibi yaşıyor. Kötüler bu dünyanın kurallarını zaten biliyor. İyilerse, hayata tutunabilmek için kuralları en baştan öğrenmek zorunda kalıyor. Menfaatler dünyasında kötü olmak tercihlere değil, mecburiyetlere bağlıdır. İnsanlar, insanlara kötü olmaktan başka çare bırakmamıştır. Bu akşam kötü olmak zorunda kalanlara içeceğiz. Şerefe!”
Bilim-Kurgu
“Islanmış gözleriyle düşündü. Onunla yıllarını geçirmişti. İkisinin de herkesten daha mutlu, herkesten daha umutlu zamanları olmuştu. Birlikte hayaller kurdukları o günlerden şimdiye, her şey nasıl da bu kadar değişebilmişti? Bu kadar acımasız olan zaman mıydı? Eğer öyleyse herkese eşit mi davranıyordu? Nasıl da her şeyi bu kadar değiştirebiliyordu? Belli ki zaman önce umudunu elinden alıyordu insanın, sonra da mutluluğunu. Hızı aynıydı belki ama giderek artıyordu hissettirdiği nefret. Her şeyi aldıktan sonra yalnızlaştırıyor, hissizleştiriyor ve yaşamı sorgulatır hale getiriyordu. Ve zaman, er ya da geç istediğini alıyordu.”
Bilim-Kurgu