Bu seri gerçekten insanın zihniyle oynuyor!
Artık gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki serinin ilk kitaplarında eksikliğini hissettiğim ne varsa bu kitapta fazlasıyla buldum. Kaos, vahşet, psikolojik gerilim, ters köşeler ve her sayfada artan bir gerilim duygusu... Her şey tam olması gerektiği gibiydi.
Lana'nın o kıvrak zekâsı, olaylara yaklaşım biçimi ve hiçbir detayı tesadüfe bırakmayan tavırları kitabı başından sonuna kadar canlı tuttu. Başta birbirinden tamamen kopuk görünen puzzle parçalarının bölüm bölüm birleşmesi ve finalde tüm kartların açılması ise tam anlamıyla "işte bu yüzden bu seriyi seviyorum" dedirtti.
En çok hoşuma giden şeylerden biri de artık saklanan yalanların birer birer ortaya çıkmaya başlaması oldu. İlk kitaplarda yüzeysel kaldığını düşündüğüm bazı olayların ağırlığını bu kez çok daha derinden hissettim. Özellikle Lana'nın yaşadıklarını adım adım öğrenmek hikâyeye bambaşka bir boyut kattı.
Bir diğer güçlü nokta ise Logan'dı. Yaşadığı iç çatışmalar, griye dönüşen doğrular ve duygularıyla mantığı arasında sıkışıp kalması karakterini çok daha etkileyici hale getirmişti. Önünde iki yol var gibi görünüyor; bir tarafta doğruları, diğer tarafta duyguları... Ve hangisini seçeceğini asla kestiremiyor olmak hikâyenin tansiyonunu sürekli yüksek tutuyor.
Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim... Benim tarafım hâlâ belli. Herkesin ahlaki sınırları ve değerleri farklıdır elbette ama ben hâlâ Lana'nın tarafındayım.
Ve o final... Yine öyle bir yerde bitti ki son kitap elimde olsaydı hiç düşünmeden saniyesinde başlardım. Seri artık resmen "bir sonraki kitabı hemen oku" moduna geçti.
Eğer psikolojik gerilim, zekice kurgulanmış olay örgüleri, ters köşeler ve gri karakterleri seviyorsanız bu seri kesinlikle şans vermeniz gerekenlerden biri.
#bookstagram
Alegorik eserlere hep hayranlık duymuşumdur ama bu kitap bambaşka Hüsnü Aşktan beridir okuduğum en güzel kitap olabilir. Hikayesi basit simurga ulaşmak isteyen bir grup kuş Hüdhüd liderliğinde yola çıkmak isterler ama daha yolun başında hatta yola çıkmadan yolun zorluğuna meşgalesine katlanmak istemeyen kuşlar bahaneler bulmaya başlar gelmek istemezler. Kuş tasavvufta hatta halk edebiyatında bile ruhu temsil ediyor can kafeste durmaz uçar dünya bir han konan göçer... misali ruh edebiyatta kuşa benzetilir ki kitapta bahsi geçen kuşlar da aslında insanların ruhlarını temsil ediyor . Bülbül dünyevi aşka bağlanmış ruh , papağan tutsaklığı kabullenen ruh , Tavus Allahı değil cenneti mükafatı arzulayan ruh , keklik altın mücevher düşkünü ruh, hüma şanslı ve kibirli ruh, saka aciz ruh.... gibi . Aslında kuşlar dünyaya gelmiş ama geliş amacından uzaklaşmış ruhları temsil ediyor...
Sonra yola çıkmayı göze alan kuşlarla Hüdhüd yola çıkar ama bu yol zor bir yoldur 7 zorlayıcı vadiyi geçmeleri gerekir ki bu vadiler
1) Talep vadisi
2) Aşk vadisi
3) Marifet vadisi
4) istiğna vadisi
5) Tevhid vadisi
6) Hayret vadisi
7) Fakr ve Fena vadisidir .
Bu vadiler bol bol güzel hisseler alabileceğiniz kıssalarla anlatılıyor . Anlatım harika ötesi
neyse derken yola devam eden 30 kuş vadileri geçiyor ve Simurga ulaşıyorlar ama o da ne kendilerinden başka bir şey yok
(Si murg aynı zamanda 30 kuş demekmiş/ F. Attar burda söz oyunu yapmış Nefsini bilen Rabbini bilir misali )
Tam bir tasavvuf klasiği mutlaka okuyun
Mantıku't-TayrFerîdüddin Attâr · Sufi Kitap Yayınları · 20256,4bin okunma
Bir insan doğuştan canavar olmaz. Bazen insanlar onu buna dönüştürür.
Herkes ona Kızıl Şeytan diyor. Ama hikâyesini bilenler çok iyi biliyor ki o aslında bir Kızıl Melek.
Lana'nın hikâyesi öfkenin, kaybın ve adaletin ne kadar ince bir çizgiyle birbirinden ayrıldığını yüzünüze tokat gibi çarpıyor.
Her kitapta geçmişine ait yeni bir parça öğreniyoruz ve her yeni detayla birlikte onu yargılamayı biraz daha bırakıyoruz.
Çünkü bazı insanlar kötü doğmaz.
Bazı insanlar, insanların kötülüğünün eseridir.
Bu kasaba sıradan bir kasaba değil. İçinde çürümüşlüğün kol gezdiği, gücü elinde tutanların kendilerini dokunulmaz sandığı ve korkunun yıllardır herkesi susturduğu bir yer.
Lana'nın ailesini yok ettiler.
Hayatını çaldılar.
Ruhunu paramparça ettiler.
Sonra da ortaya çıkan kadına "canavar" dediler.
En acı kısmı ne biliyor musunuz?
Kurgu olduğunu bilsem bile bazı sayfalarda gözlerim doldu. Çünkü dünyada buna benzer acıları gerçekten yaşamış insanlar olduğunu bilmek insanın kalbine ağır geliyor.
Kim demiş polisiyede ağlanmaz diye?
Ben ağladım. Hem de hiç beklemediğim yerlerde.
İkinci kitabın sonunda Lana'nın pusuya düşürülmesiyle nefessiz kalmıştım. Ama üçüncü kitap... İşte orada taşlar öyle bir yerinden oynuyor ki!
Bir yandan FBI gerçeklerin peşine düşerken, diğer yandan Kızıl Melek yıllardır içinde biriktirdiği öfkeyle o lanetli kasabanın üzerine yürümeye hazırlanıyor.
Ve bizim yakışıklı ajanımız...
Artık Lana dışında neredeyse her şeyi çözmeye başladı.
Şunu söyleyebilirim:
Bu seri sizi karakterleri sevmekle onları korkuyla izlemek arasında bırakıyor.
Her sayfada "Bir sonraki bölümde ne olacak?" diye diye uykusuz kalıyorsunuz.
Ve bir noktadan sonra Lana'nın intikamını kendi intikamınız gibi hissetmeye başlıyorsunuz.
Bu seriyi okumak, bir kitabın içine girmek değil...
Bir
Suç ve caza kalk baban geldi. Raskolnikov hadi bi içeri bak ben içerde miyim , Ferit t , d , id , Ferid , Matmazel Nuriye , üzülme Nuriye teyze, ben sana asla Noralya demeyeceğim.
Yani çok güzeldi yine soluksuz okudum falan ama bu sefer Logan tam bir hayal kırıklığıydı ya. Anlamadan dinlemeden yaptığı şey berbattı. O mideni bulandıran Kyle'dan falan ne farkın kaldı şimdi senin diye sormazlar mı adama? :D
Leonard'ı artık daha çok seviyorum. 5. kitapta neler olur bilinmez ama artık Logan karakterine ısınabileceğimi sanmıyorum. O sahne olmasaydı 10/10 bi kitaptı benim için ama maalesef yazar biraz gerçekçi olmak istemiş sanırım.
Kıyamet Koparken Park Etmek Yasaktır
Adındaki şakacı tavır, kitabın devamında hiç bulunmaz.Dünyanın sonu geldi hikayesi gibi görünse de aslında inancın suistimal edilmesi, aile bağlarının zedelenişi ve iki çocuğun erken yaşta büyümek zorunda kalışı , özet olarak böyle diyebilirim.
bir aile düşünün Rahip John adında bir adamın radyo vaazlarına inanarak dünyanın sonunun geleceğine ikna olmuş. Bu uğurda evlerini, tüm mal varlıklarını satıp parayı bu adama vermişler.
Ancak beklenen kıyamet kopmamış. Trajedi de tam olarak burada başlıyor.
Tamam dünya fiziksel olarak yıkılmamış ama bu ailenin dünyası tamamen yerle bir olmuş. Sokaklarda bir karavanın içinde uyuyan, aşevlerinden yemek yiyen ve umumi tuvaletlerde yıkanarak hayatta kalmaya çalışan kişiler haline gelmişler. Bu da ailenin bireysel kıyameti olmuş.
"Herkesi kurtarmaya çalışırken, aslında sadece kendini kurtarma zamanı gelmiş midir?"
"Mutlu olmak bir seçimdir. Bunu birinin senden almasına ancak sen izin verebilirsin" s56
"Gitmemiz gerek. Benimle gelmeyeceksen tek başıma giderim. Giderim, inan bana.
Söyledikleri kurşun gibi birbiri ardına bağrıma saplanıyordu. Yaralanıyordum. Aaron giderse, ne yapmam, nereye
gitmem gerektiğini bile bilmezdim, onsuz hiçbir işe yaramazdım".s77
"Bir arada olduğumuz sürece her şeye göğüs gerebiliriz," dedi. "
"Artık çocuk değildik tabii ama yine de geride bırakılmak insana garip geliyordu."s172
"Dedim ki ... Her şey kontrolüm altında."s183
Birlikte okuma yaptıgım arkadaşlarım.
Kitapseverlerkulüpt.me/kitapseverlerok...
Keyifli okumalar.