“Savaş barıştır, özgürlük köleliktir, cahillik güçtür.” Başta bu zıt kavramları idrak etmek, yerine oturtmak sabır gerektiriyor. 1984, aslında bir totaliterizm eleştirisidir. İnsanların evlerinin içlerinde dahi izleyen, tarihi farklı yazan, herkesin mesleğine karar veren, çocukların zihnini propaganda ile dolduran, otoritesine en ufak tehdit oluşturan herkesi yok eden bir devlet düşünün. Aklınıza ne geliyor? Hitler, Mao, Stalin… bence insanların aklına kendi yaşamları da geliyor. Dün suçlu ilan edilen kişi bugün aslında suçlu olmadığı söylenebiliyor. Yöneten yönetilen ilişkisinin doğası ‘1984’ün de ana sorununu oluşturuyor. Yazar, “oligarşik kolektivizm” olarak tanımladığı yönetim şeklinin, kitleleri nasıl pasifize ettiğini, onları nasıl sömürdüğünü ve bilinçlerini nasıl egemenlik altına aldığını göstermeye çalışıyor bizlere....