Deniz kıyısındaki küçük ev, yakınımızdaki orman, elimizde yetiştirdiğimiz çiçekler ve geceler, o upuzun mutluluk dolu geceler. Ocakta alev alev yanan odunlar, alevlerin yüzündeki emsalsiz aksi ve durmadan aşka çağıran gözlerin...
Yaşadıkça aynaya baktığın zaman artık bir tek kadın göreceksin. O benim sevdiğim kadın, o benim inandığım kadın. O benim taptığım ve yaşadıkça o benim tapacağım kadın.
Senin de korkuların, tutkuların, arzuların vardı. Varoluşunun sebebi elbette bu küçük oyun değildi. Sen bir okyanustun. Sevmen de sevilmen de okyanusça olmalıydı.