Geri Bildirim
  • "Gençler için ne kadar hoş bir eğlenti, değil mi Bay Darcy? Ne de olsa, dans etmek gibisi yok. Kibar çevrelerin olmazsa olmazı bana kalırsa."
    " Pek tabi efendim, pek kibar olmayan çevrelerde de revaçta olması gibi bir avantajı var. Her vahşi kabilede dans edenler görülür, biliyorsunuz."
  • HAVÂİC-İ ASLİYYE NEDİR? - Havâic-i asliyye temel ihtiyaçlar anlamına gelip zekâta tabi olmayan mallar için kullanılan fıkhî bir tabirdir.##Zekât ve sadaka-i fıtırla yükümlü olmak için kişinin ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerinin temel ihtiyaçlardan yani havâic-i asliyyeden fazla olarak nisap miktarı mala sahip olma şartı vardır.##Temel ihtiyaçlar, kişinin yaşamını devam ettirmesi için gerekli zaruri şeylerdir. Bir malın temel ihtiyaçtan sayılmasında kullanılan en temel ölçüt, o malın kişinin sağlık ve güvenlik içinde yaşamasını temin eden veya buna birinci derecede yardımcı olan bir özellik taşımasıdır.##Barınma, nafaka (yiyecek, giyecek ve sağlık giderleri), gibi giderler havâic-i asliyyeden sayılır.
  • 2

    Büyümemin bu evresine insanlar ergenlik çağı adını vermişler. Kendimi tipimden ötürü beğenmediğim ama bu konuda insanlardan övgü beklediğim bir dönem bu. Kendimi kanıtlamak için elimden geleni yapıyorum. Buna mecburmuşum gibi hissediyorum. İnsanların beni önemsemesi ve fark etmesi için yanıp tutuşuyorum. Beni fark etmediklerini her hissedişimde onlara nefret kıvılcımları gönderiyorum. İlerleyen yıllarda insanları kendime jüri etmemem gerektiğini ve onlar için yaşamamam gerektiğini düşüneceğimi bilsem anlam veremezdim bu fikre.
    Kızlar. Onlara karşı daha farklı hisler filizleniyor içimde. İçten içe bir ilgi Irmağı akıyor benliğimde fakat bunu onlara öfke olarak yansıtıyorum ve kayıtsız kalmaya çalışıyorum. Etrafımda gördüğüm sadece sekse dayanan ilişkilere nefret duyuyorum. Yetiştirilme tarzından kaynaklanan bir durum bu. Erkekler birbirlerine anlatacak cinsel konular yaşadıkça itibarları artıyor kendi aralarında. Kızlarsa kendi benliklerini erkeklere kabul ettirip kendilerini daha özel hissedecekleri ilişkiler arayışındalar. Hepimizin birer birey olduğunu ve bu bireylerin ego yarışına girmek yerine iki kişilik bir bütünlük sağlamak amacında olması gerektiğini bilmiyoruz tabi o zamanlar. Kendimizi ve sevdiğimizi olduğunuzun dışında hayal ettiğimiz kimliklerin maskelerine bürümek amacındayız. Ama bunun farkında değiliz. Henüz bilmiyoruz öz varlığımızı tanıyıp kabul etmemizin ve karşı tarafıda kendi benliğiyle sevmemizin gerektiğini. İlerde de bilineceğnden şüpheliyim tabi. Kendimin farklı olduğunu kanıtlamaya ve evrenin seçilmiş kişisi görmeye alıştım. Hayallerimin yıkılacağından ve aslında özel hissettiğim bu benliğin evrende milyarlarca toz zerresinden sadece biri olduğu gerçeğinden haberim yok. Kendimden önceki tecrübeler bana anlamsız geliyor ve kulak tıkıyorum.
    İlk öpücüğe sıra geliyor. Bu diyorum. Dünyanın en güzel hissi. Sarılmak, koklamak beni kendimden geçiriyor. İlkiyle evleneceğimi ve sonsuza dek mutlu yaşayacağımı sanıyorum okuduğum masallardaki gibi. Sevmek ve sevilmek havuzunda yüzüyorum.
    Sevilmediğimi fark etmek istemiyorum fakat terkedilmiş olmak beni intihar düşüncelerine sürüklüyor. Bu diyorum dünyanın en büyük acısı ve hiç geçmeyecek. Yıllar sonra başkalarına bu konuda tavsiye verirken aynı şeyleri duymak beni gülümsetecek. Hayatın öğretme yöntemlerini görmezden geliyorum ve fark etmiyorum tabi.
    Ailemle anlaşamıyorum. Beni anlamadıklarından şikayetçiyim. Koydukları her kurala tersiyle tepki gösteriyorum. İstemedikleri şeyleri yaparak onlara acı çektirmeyi amaçlıyorum.

    Bir şeyler oluyor. Evet sanırım yine büyüyorum.
  • Tabi acı çekeceksin, görmenin bedeli budur! Tabii için korku dolu olacak, yaşamak demek tehlike içinde olmak demektir! Büyümek zordur!
  • Tabi ki seni olduğun gibi kabul ediyorum. O yüzden sevmiyorum zaten.
  • 1

    Doğdum ve etrafımı dikizliyorum. Bana benzeyen her hayatın başlangıcı gibi. Meraklı bakışlarım süzüyor bu dünyayı. Etrafimdakiler kendilerine benzeyen ve onların soyundan gelen yeni bir fert gördükleri için seviniyorlar. Ölecekleri için sanki bende yaşamaya devam edeceklermiş gibi yaşamlarının veliahtı gibiyim onlar için. Bana bir isim de koydular diğerlerinden ayırt edilebileyim diye. Büyük bir hayal dünyam oluştu. Hiç bir şeyden korkmuyorum ve her şeyi oyun alanı olarak görüyorum her çocuk gibi. Büyükler onlara benzememiz için bizi yontuyor ve kızıyorlar hayatı ciddiye almadığım için. Eğrelti otlarını kanatlı ejderhalar yapıyorum. Dünyayı hissedebiliyorum. Doğayı ve her detayı tüm çıplaklığıyla görebiliyorum çünkü beynim iş, okul, para gibi sistem getirileriyle dolmadı henüz. Büyüdükçe algılarımın kısıtlanacağından ve detayları artık göremeyeceğimden haberim yok.
    Çocuk kızlarla masumiyetle ve eşit bir şekilde oynuyoruz çünkü toplum henüz bize kendi duvarlarını örüp cinsel kimlikler yüklemiyor bu zamanlarda. Dışarıda gördüğüm başka çocuklar ilgimi çekiyor onlara düşmanlığım yok hatta düşmanlık nedir bilmiyorum. Irkı farklı bir çocuk neden düşman olur bilmiyorum. Büyüyünce de anlam vermeyeceğim ya. Yalan söylüyorum çünkü dayak yemekten korkuyorum. Ağlıyorum ve kaybolan ilgiyi tekrar üstüme çekiyorum çünkü insanların benimle ilgilenmesi çok hoşuma gidiyor. Büyüdükçe büyüklere benzemeye çalışıyorum. Onların bana söylediklerinden çok yaptıklarını örnek alıyorum.
    Okula gidiyorum burnumda sümük var bu yüzden öğretmenim kızdı. Beynini bir takım bilgilerle dolduruyor herkes burada. Bunlar tabi pek umrumuzda değil oyun oynamak daha çekici. Bir yandan da birbirimize üstünlük taslayıp dalga geçiyoruz. Bu bize kendimizi özel hissettiriyor. Hepimizin aynı şey olduğunu unuttuk sanırım. Fakiri, çirkini, şişmanı iğnelemeye başladım. Bunlar içimi kabartıyor. Birini ezmenin şehveti var içimde. Oysa onlara yardım edince daha iyi hissediyorum ama ezici olmanın daha popüler olduğu bir çevrenin ürünüyüm. Bana bu tohumlar ekiliyor ve içimde büyüyor.
    Yinede hayal dünyasında yaşamak güzel. Arkadaşlarımla geçirdiğim her vakit olağanüstü hissettiriyor. Çamura bulanmak, ağaca tırmanmak, ormanda hayali canavarlarla savaşmak çok eğlenceli büyüklerin koşturmacaları bize anlamsız geliyor.

    Ve bir şeyler oluyor. Sanırım büyüyorum.
  • Serinin ikinci kitabında bizi yine bomba olaylar bekliyordu.Kitabın yarısından çoğu ilk kitapta planladıkları olayla ilgiliydi.Sonrasında ise Ada&Dawson’ı okuyorduk diyebilirim.Kitap kendini baya okutturuyor.Karakterler ve kurgular ilk kitaptaki güzellikte.

    Öncelikle şunu baştan söyleyeyim ki kitap ilahi yani 3.kişili (o) anlatımla yazılmış.Bilmiyorum belki ben alışık olmadığımdandır ama kim hangi diyaloğu kuruyor anlamakta zorluk çekiyorum bu seride.Ve kitap boyunca birkaç bölümü karakterlerin ağzından okumak istesem de yazar öyle bölümler de koymamış.Bu bakımdan 1 puan kırdım.Benim fikrim eğer bu kitap 3.kişili anlatımla yazılacaksa araya birkaç bölüm kesinlikle karakterlerden olmalıydı.Ama tabi ki bu konuda yazarımızı suçlamıyorum.Benimki sadece öneri :)

    1 puan daha kırıyorum çünkü kitabın sonu dehşet bi şekilde bitti.Bana sorarsanız kesinlikle böyle bitmemeliydi.Evet 3. kitap çıkacak ama o finali okuduğumda boşluğa düşmüş gibi hissettim.Ciddi anlamda finalde çok sövdüm.Ama onun dışında gerçekten güzel bir fantastik kurgu kitabıydı.Kitabı okuyup okumamakta kararsız kalanlar için söyleyeyim “BİR TÜRK YAZARIN YAZMIŞ OLDUĞU VE GÜZEL OLAN NADİR FANTASTİK KİTAPLARDAN BİRİ”

    Genelde 2.kitaplar geçiş kitabı olduğu için fazla olay barındırmaz.Ama bu kitapta ilk kitaba nazaran daha fazla olaylar karmaşıklaşıyordu -özellikle finalde-.Valla 3.kitap nasıl olacak şu an hiçbir fikrim yok.Tek dileğim yakın zamanda çıkması...