Puan vermedi·416 syf.··
2026 41. kitabı
İlk kitabın yorumuna baktıysanız ortaya çıkan bir üvey kız kardeş ve sessiz adamımız Isaiah var demiştim. Kitap bu ikisinin kitabı ama tabi ilk kitaptaki karakterlerde var, çünkü çözülmemiş bir olay var. Genevieve'in annesi bir otelde ölü bulunuyor ve katili de eski motor kulübü başkanı, ilk kitaptaki Dash'in babası Draven sanılıyordu. Daha bunu tam anlamıyla kanıtlayamazlarken de Bryce ve Genevieve'in kaçırılmasıyla işlerin boyutu değişiyordu. Kaçırıldıkları ormana onları kurtarmaya gittiklerinde bişiler oldu. Dash Bryce'ı kurtarırken, kulübeye kaçan Genevieve'i de Isaiah kurtardı ama ne kurtarma adam öldürmeli, sonra da kulübeyi yakmalı. Kulübede nerdeyse tecavüze uğrayacak olan Genevieve'i kurtaran Isaiah zaten geçmişte hapis yattığı ve tekrar içeri girmekten korktuğu için yasalar karşısında güçlü olabilmeleri adına Genevieve'in teklifiyle pat diye evlenirler. Ee tabi bu habere herkes şok. O gün ormanda olanları da kimseye anlatmadıkları için herkes doğal olarak şaşkın. Tamirhane üzerindeki küçücük dairede yaşamaya başladıkları zamanda hayatlarında her şey değişmeye başlar. Genevieve; annesinin ölümünü hala atlatamazken, hiç tanımadığı bir babası ortaya çıkmışken üstüne bir de Dash'ın ona olan ters davranışlarıyla mücadele ederken bir yandan da hala ne annesinin katili ne de onları kaçıran kişi bulunmuştur, yani hala tehlikededirler ve yavaş yavaşta kocasına aşık oluyodur. İnanın Genevieve çok cesur özellikle Isaiah'a göre. İçten konuşmalariyla beni bitirdi ve bana göre çok pasif kaldı. Onun da geçmişinde yaşadığı acı bir olay kendini suçlamasına sebep olmuş bunu anlatana kadar zaten kitabın sonuna geldik gerçekten dhhfhdhd. Ama o da kendine olan inançsızlığını, güvensizliğini Genevieve ile kırdı çünkü o da karısına aşık oldu artık. Tam aralarında her şey
Yaralı ŞövalyeDevney Perry · Ren Kitap · 20266 okunma
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Yaşanamayan ve yarım kalmışlığın kendisini gizlemek için büründüğü bir kılıf vardır. O anlar, hatırlanmak istemez çünkü hatırlandığı an beraberinde getireceği enkaz ruhsal bir yıkım ve pişmanlığın sesi olacaktır. Bu yüzden sıradan veya bilinen hayata devam etme güvenli bir limandır. Tıpkı Masal'ın yaşadığı hayat gibi.. "Yarım kalan her şey tamamlanmak üzere bir gün tekrar karşına çıkar." Herkesin imrendiği bir hayata sahip Masal. Zengin, ona değer veren bir eş ve ne isterse yapabileceği bir dünyanın içerisinde. Tabi bu herkesin gördüğü ve onlara sunulan şekli, fakat Masal için durum daha farklı. Ruhunun içinde kıvranan duyguların bastırıldığı, annesi Songül ve eşi İlhan'ın belirlediği hayatta sıkışıp kalmış bir beden. Bu beden istenilen kılıfa yıllar önce girmiş ancak bu kılıf Masal'a dar gelmeye başladığında ruhundan çıkmayı bekleyen yarım kalmışlıkların sesini duymak ona en arka çekmecede saklayıp tozlar içerisinde kalan geçmişini çağrıştıracaktır. Bu tozların içerisinde aşkın heyecanlı ritmi çoktan yerini almıştır. "Yarım kalanları tamamlamak için geriye doğru gider insan, sonunda hep kendine varır." Ruhun sessiz çığlığının duyulabilmesi ve görülebilmesi için bir kantı gerekliydi ve bu kanıt bir dergide yayımlanan röportajda çoktan şekil almıştı. Geriye Masal'ın kendi seramik eserine yaptığı gibi ona şekil vermesi gerekmekteydi. Ancak bu şekil geçmişin izlerini taşısa da artık eskisi gibi olmayan bir düzen de onunla birlikte yol alacaktır. "İnsan hayatı sürekli bir devinim içindeydi sanki. Geçmişleri, çocuklukları, kökleri, hepsi onları bugünkü hallerine yoğuran görünmez eller gibiydi. Kötü günler, yaralı ruhlarını koruyan bir kabuğa; umut, içlerine çekilmiş pırıl pırıl bir sırra dönüşmüştü. Ve bütün bu katmanlar, insanın saklandığı bir kılıf gibiydi." Bu
KılıfEmel Şimşir · Mümkün Kitap · 20267 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
sevgili kitap kulübümüz ile okuduğumuz kitap. çok uzun zaman oldu tabi okumamız ancak ben henüz bitirebildim. sanırım yine bir klasik sendromu. iyi yazarları, eski kitapları okurken istemsiz bir zorlanıyorum. ondan sebep bu kitapta bende biraz süründü. genel olarak bakacak olursak, Victor Hugo'nun yazdığı Türkçe'ye Volkan Yalçın'ın çevirdiği iş bankası yayınlarından 77 sayfa olan bir kitaptır. dili sadedir. insanı çok yormuyor. (tabi benim klasiklere karşı fobim olduğundan bu durumu ancak bitirince idrak edebildim.) monolog tarzında ilerliyor. idam mahkumunun, dününe, bugününe, iç sesine, olmayacak yarınına konuk oluyoruz. bazen sayfalarca sürüyor bir gün, bazen 3 satır. oturup kenardan bakıyoruz öylece, bitmekte olan bir yaşama. benim şahsi düşünceme göre ise, takibi biraz zor olan bir kitap. içselleştirmek zor. idam mahkumu ise, bir nevi suçlu. suçlu ile empati kurmak ise, insanilik mi yoksa işlenilen suça karşı saygısızlık mı emin olamıyorum. ancak kitabın güzel yanı, suçu asla bilmiyoruz. belki gerçekten suçlu, belki sadece iftira. bunu da bilmiyoruz. bu nedenle de taraf olamayacak kadar soyut bir suça yakın olmaktansa, suçlunun çektiği acıya empati duyuyoruz. bu da yazarın neden klasikleştiğini tekrar hatırlatıyor tabi ki. her ne olursa olsun, ölüm saatini bile bilerek yaşayan bir insanın, bu en adi suçtan hüküm giymiş olan bir insan dahi olsa, son dakikada o en ilkel dürtümüz olan, yaşamak isteğine karşı duramayacağı gerçeğini karşımıza bırakıveriyor kitap. ne iyi yapıyor.
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · Dekalog Yayınları · 2020152,3bin okunma
8/10
·184 syf.··
2021 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2021 00:00
genki kawamura'nın yazmış olduğu 2021 yılında Türkçe'ye çevrilmiş olan kitabıdır. bizde canım kitap - edebiyat kulübü ile okumaya karar vermiştik. bazı temin problemlerinden toplu okuyamadık ancak, ben kitabı alabilen şanslı kesimden olunca, okudum. azıcık spoiler içerebilir dikkatli olmanızı tavsiye ederim. öncelikle kitabın konusundan bahsedecek olur isek, bir posta memurunun birden bire ölümcül bir hastalığa yakalandığını ve artık çok ileri olduğu için kısa bir sürede vefat edeceğini öğrenmesi ile başlıyor. hazır ölen biri var diyerek, şeytan çıkıp geliyor ve bir teklifte bulunuyor. teklif basit, dünyadan bir şey kaybolacak, karşılığında bir gün daha yaşayacaksın. başlangıçta mantıklı, bir sürü obje nesne var etrafta, sonsuza kadar bile sürebilir bu diye düşünüp karakterimiz, kabul ediyor. ve böylelikle oyun başlıyor. kitap, dini inançlarda olan dünyanın 7 günde yaratılması inancına atıfta bulunarak, kitabı 7 bölüme ayırıyor. aynı zamanda her bir gün bir nesnenin kayboluş günü. pazartesiden pazara uzanan bu yolculukta, duygusal olarak ana karakterimizi gözlemliyoruz. onun içsel yolculuğuna şahit olup, en önemli sorunların bile bir adım ile çözülebilir olduğunu anlıyoruz. kitap çok sade ve yalın bir dille kaleme alınmış. bu nedenle de okuması çok kolay. çevirmenin de bunda payı büyük tabi, bu nedenle dex yayın evini ve çevirmen deniz Topaktaş'ı tebrik etmeden geçemeyeceğim. tüm ekibin sayesinde, uzun zamandır eline aldığı kitabı bir türlü bitiremeyen ben, zevkle bir kitabı bitirebildim. kimlere tavsiye ederim kitabı diye soracak olursanız, hafif duygusal ama eğlenceli kitaplar tam benim zevk aldığım kitaplar diyorsanız, hiç çekinmeden başlayabilirsiniz. şimdiden iyi okumalar.
Bir Gün Kediler Dünyadan Yok OlsaydıGenki Kawamura · Dex Yayınevi · 20212,296 okunma
4/10
·140 syf.··
2025 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2025 00:00
inkılap yayın evinden çıkmış 129 sayfalık bir roman. kitapla ilgili en canımı sıkan konu, Livaneli'nin gündemden bir şeyler yazayım telaşı ile bu romanı yazmış olduğunu düşünmeme sebebiyet verecek kadar karman çorman gitmesi. tabii ki bir noktada her konu birbirine bağlanıyor. oğullarını kaybeden balıkçı ailesi, Ege'de yaşamaları, sahile cenazesi vuran göçmen bebek, ege doğasının tahrip edilmesi, dağların siyanür ile delinerek altın aranması. ne ararsanız var, son dakika haber bülteni gibi aynı. yakıştıramadım Livaneli'ye bu kitabı. onun o içtenlikle, kurgusu güzel, dili akıcı bir sürü romanı var iken, böyle her konudan biraz alayım, azıcık da dram olsun demesi, basit gündem oluşturma gibi geldi biraz bana. ki zaten kitabın son 6 sayfasında yer alan röportajda kanıtı gibi bunun. dergide yayınlanan hikaye tadında olmuş anlayacağınız. kolay okunur bir şey ararsanız, severek okursunuz tabi ama Livaneli okuyayım diye elinize almayın, normalde bu kadar basit bir yazar değil kendisi, yanlış tanımış olmanızı istemem.
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,5bin okunma
7/10
·480 syf.··
2023 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2023 00:00
kitaptan önce filmini izleyen biri olarak, filmi sadece eğlenceli bulduğum için, kitabının da akıcı olacağını düşünerek başladım okumaya. ama atladığım şey, filmler her zaman kitaplara nazaran daha kısır olduğu gerçeğiydi. lou'nun eğlenceli, sevecen, ışıl ışıl dış portresinin altında, bir labirent travması, kardeşi ile sürekli karşılaştırılmanın zorluğu, fiziksel özelliklerinin asla kabul görmemesi, herkes tarafından bir hayli eleştirilmesi kolay kişi olduğunu okumak çok zordu. bunun yanında, seçeneklerini sınırlandırdığı, kendini bu şekilde mutlu kıldığı da aşikardı. ne demişlerdi 'mutluluk bir seçimdir.' tam olarak bu cümlenin vücut bulmuş hali diyebiliriz lou'ya. will ise, lou'nun tam tersi bir karakter. gerçekten başarılı, başarısına hayran, dolu dolu yaşayan ve yaşadıkları ile mutluluğu arayan birisi. ikisinin kesiştiği nokta ise, oldukça ironik. hayatı yaşayarak seven will'in omurilik zedelenmesi ile tamamen bağımlı hale gelmiş olması ve çocuksu coşkusuyla, lou'nun ona bakıcı-arkadaş olması. lou tam kendisinden beklenen içtenlikle, sevecenlikle will'e hayranlık ve aşk arası bi duygu beslemeye başladı ve will de olan her şeyden sonra ona gerçekçi, kırılacak bir bardak gibi davranmayan tek insana aşık oldu. çok bilindik bir hikayede, güzel neşeli kız yakışıklı zengin ama hasta adam birbirlerine aşık olurlar ve mutlu şekilde yaşarlar diye devam etmesini bekledik tabii ki hikayenin ama hiçte öyle olmadı. jojo'nun bize hazırladığı sürpriz de tam buradaydı işte. bazen sevmek, hapsetmek değildi. özgür bırakabilmekti. kendi mutluluğuna karar verebilmesi idi. kitap sadece iki kişi etrafında da değildi tabi, anne ve babalar, patrick, kız kardeşler, hepsini ayrı ayrı birer ana karakter olmayı başarmış ve yazar hepsinin gözümden de hikayenin bir bölümünü anlatarak
Senden Önce BenJojo Moyes · Pegasus Yayınları · 201333bin okunma