Kitap, sayfa sayısı olarak az olduğundan vaktinizde varsa eğer bir çırpıda eğlendirirerek kendini okutuyor. Karakterlerin hepsi birbirinden ilginçti. Kendince kızının rahat yaşaması için bulduğu yola körü körüne bağlanması ve bu kararını sonuna kadar savunmasıyla esas kızın babası Don Marcantonio Ravi,aşırı saplantılı oluşu, bir işi sonuna varıncaya kadar bırakmayışı, kendine olan hırsıyla Ciro Coppa ve elbetteki Don Diego Alcozer en sevdiğim karakterler oldular. Hele ki Don Diego...onu okurken bende en az onun kadar eğlendim :) En son olarak bu güzel önerisi için Mehtap Soyuduru Çiçek'e teşekkürler :*
Yazar ile tanıştığım ilk kitabı oldu. Yazdığı
hikayeler güzeldi, kitabın adına yaraşır kara yarısıydı... Türk edebiyatında böyle güçlü kalemler olduğunu bilmek ve onları tadına vararak okumak oldukça keyifliydi. Ayrıca çok fazla hikaye sevmeyen ben için hikayelere ısınma açısından da güzel bir başlangıç oldu.
“Uykunun kış odalarını soluk borusuyla doldurduğu bir saatti. Güneşin dünyaya sırt döndüğü, karanlığın soğukla cisimleştiği bir kış gecesi...O günün gecesi işte.”