1864’te yaşanan Çerkez Sürgünü’yle Kuzey Kafkasya’dan gelen ailelerin bir kısmı Söğütlühan’a yerleştirilir. Gururu ve onuru her şeyin önüne koymuş, çok çileler çekmiş bu insanlardan acılarla dolu ortak geçmişi olan aralarında kan davası olmasa bile birbirlerine istediği gibi yaşama hakkı tanımayan iki düşman ailenin Yeşilçam filmlerine konu olacak aşk hikâyesi. Yirmi yıllık bir zaman dilimini kapsayan olay örgüsü geriye dönüşlerle yüz yıllık bir hikayeyi içinde barındırıyor. Üç bölümden oluşan roman dört ana kahramanın anlatımıyla okura sunuluyor. Aynı olayın bazen farklı kahramanın ağzından da anlatılması tekrar gibi gözükse de aslında olaylara farklı ve çok boyutlu bir açıdan bakmamızı sağlıyor. Kahramanların anlatımı yaşlarına göre bir gelişim ve değişim gösteriyor. Özelikle Deniz’in ilk sayfalardaki anlatımı yaşına uygun ergen kız üslubunu çağrıştırıyor. Seçilen kelimler ve kurulan kısa cümleler yaşın gereğine ve insan gerçeğine oldukça yakın. Roman aslında ailelerin üçüncü ve dördüncü nesli etrafında şekilleniyor.
NAZLI: romanın en biçare karakteri. Sınıf öğretmeni. Kerem’in annesi. Şefkat yoksunu dırdırcı annesi tarafından pek sevilmemiş, belki de oğlunun üzerine bu yüzden çok düşüyor, varlığı yokluğu belirsiz kaba saba bir babayla her hareketine karışan iki abisi yüzünden baba evinde istediği mutluluğu bulamamış. Aile baskısıyla istemediği bir evlilik yapmış zaten oda yürümemiş. Küçük yerlerde okumuş dahi olsa kadın olmanın zorluklarını yaşayan buna göğüs germeyi beceremeyen, başkasının kendisine seçtiği hayatı yaşamak zorunda kalmış, erkeklerin koruması ve kollaması olmadan yaşayamayacağına inandırılmış bir kadın.
DENİZ: Romanın ana kahramanı diyebiliriz. Ele avuca sığmayan kafasına koyduğunu yapan, gözü kara bir kız. Yazar belki de Nazlı’nın ezilmişliğini,