İhvan-ı Safa; İslam'ın Altın Çağı'nın sonlarına doğru ortaya çıkmış, kendilerini aydınlanma, bilim ve felsefeye adamış aydınların oluşturduğu bir topluluk. Risaleler de bunların müşterek yazdığı kitaplardan oluşuyor. Roman ihvanı safa mensuplarından Ebu Ali'yi merkeze almış, olaylar onun çevresinde gelişiyor. Aklı ve bilimi merkeze alan bu örgüt devlet yöneticilerinin işine gelmediği için takibata uğruyor, risaleler yasaklanıyor, okuyanlar zulme uğruyor. Aynı dönemde Kudüs civarında kurumsallaşmaya çalışan Tapınak Şövalyeleri ile İhvan-ı Safa'nın yolları kesişir. İki örgüt birlikte Hz İdris'in gizemini çözmeye çalışır. Hikâye asıl burada doruk noktasına ulaşır. Günümüzde kimsenin bilmediği 53. Risalenin yazımı da bu olayla ilintilidir.
Osman Balcıgil iyi bir hikâye anlatıcısı, sıkılmadan olursunuz. Tasavvuf, hümanizm, ezoterizm, naturalizm hepsinden azar azar var. Tadımlık. Ben okurken bu hikayeyi İhsan Oktay Anar yazsaydı nasıl yazardı diyerek okudum. Konu tam İhsan Oktaylık ama o yazsaydı bu kadar kısa sürede okumak mümkün olmazdı dlye düşündüm.