Kitaba başladığınız ilk sayfalarda, sadece küçük bir çocuğun yaramazlıklarını ve hayal dünyasını görüyorsunuz.
“ En sert kalplerin bile yumuşadığı, asıl duyguların söylenen değil de derinlerde olduğunu öğreten bir kitap... “
Ve tabi erken yaşta her şeyi öğrenmiş bir çocuğun ruhsal durumunu ve “ Küçük yaşta büyümenin “ ne demek olduğunu öğretiyor.
Kitabın son sayfasını okuduğunuzda ise okuyup çevirdiğiniz bütün sayfalar gözümüzde canlanıyor ve sadece “ Yutkunuyorsunuz...”
José Mauro de VasconcelosŞeker Portakalı
“Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine dikiş attırmak değildi.
Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan,
insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi.
Kolları, başı hep dermansız bırakan,
yastıkta öbür yana dönme isteğini bile
söndüren bir şey ... “
"Daha çok anlat” dedim.
“Hoşuna gidiyor mu?”
“Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“Gider gibi yaparız.' ''