Sen bana bir kuyu kaz mesela Muazzez.Beni içine göm,ben seni orada da beklerim.Yanıma bir ceviz yatır,ona seni anlatayım,acısın ceviz bana,sarılsın,"vah ne kardeşim" desin.Sarılıp öylece kalalım,özü özüme geçsin.Üstümüzden bin yıl geçsin.Gömdüğün topraktan bin yıl sonra tekrar süreyim Muazzez,yine sana döneyim.Dallanıp budaklanayım senin için,gökleri tutsun dallarım.Bin yeşil meyve vereyim,birini yuva bileyim.Bin yılda kabuğumda bekleyeyim.Bin ceviz sallansın dallarımda,benden hariç bin ceviz.Binini koparsınlar muazzez,bir bana dokunmasınlar.Sen gelene kadar ben o dalda durururum.Ha,gelmedin diyelim,yokluğunla kurum.Yapma Muazzez,ben o binde bir ihtimale tutundum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Beklemek ne demek,ben seni beklemek için bizim salonun kapısına "bekleme odası" yazmışım,elime dergiler almışım,her an sıra bana gelirde seslenirsin diye diken üstünde oturuyorum.
Doğru dedin iyi ki bitti tabi de,bende bittim ve Muazzez.Beceriksizliğimle,yeteneksizliğimle yüzleştim.Sesim güzel olsa senin adına türküler yakardım,ellerim çamur tutsa toprağa şeklini verirdim,yüzün gözümün önüne geldiğinde parmağımı oynatabilsem portreni yapar,dokuma bilsem adını dokurdum Muazzez,ne yerimden kalkacak takatim,ne yeni bir şey öğrenecek mecalim var;bunların yerine yokluğunda kendime inanılmaz meşgaleler buldum.Olmayacak Şeylerin Hayalini Kurma Federasyonu olsa,başkanı ben olurdum Muazzez.Bir gün bana telefon edersen nasıl açacağımın,nasıl Alo diyeceğimin hayalini bin kere kurdum.Seni yolda görürsem ne yapacağımın,kapıyı çalarsan dürbünden sana kaç dakika bakacağımın,markette karşılaşırsak alışveriş arabasını nasıl kenara çekeceğimin ,şans eseri aynı hastanenin aciline kaldırılırsak kalp atışlarımın ritminin ,yağmurlu bir günde aynı taksiye binersek eğer takside çalan müziğin,seni bir başkasıyla görürsem nasıl yutkunacağımın,karlı bir günde elimde bir kilo portakalla yürürken seni gördüğûmde yere düşürdüğüm portakalların karların üzerine düşüş hızının,bir kitapçıda rafların arasında senin kokunu duyuvermenin hayalini hep kurdum muazzez.Her şey hazır bir sen eksiksin.Bitmeseydi ,tek meşguliyetim sen yanımda otururken yüzüne bakmak olurdu.Bitti de aklım yolunu buldu! 48
İyi ki bitmiş;olmayan kimya bilgimle eve labaratuvar kurmalara kalktım sayende muazzez.Kokunun sindiği herşeyi topladım.O kokuyu ordan sıyırıp bir şişenin içine falan saklayabilsem ,dünyanın en mutlu adamıydım.Denedim yapamadım.Onu yapabilsem bir sonraki fazda bakışlarını toplardım.Şuraya da bakmıştı,buraya da değmişti gözü,şuraya bakarken gözlerini kırpmış,şu pencerede dalıp gitmişti der,bakışlarını başka bir şişede damıtırdım.Onu başarsam dokunuşlarına takardım kafayı Parmak izlerini toplardım üzerinden.Yorganı açarkenki o el hareketin orda duruyor,çay bardağını kavrayışın,elektrik düğmelerini şak diye indirişin,giderken kapının kulbuna son dokunuşun...Hepsi duruyor.Bütün hareketlerini,adımlarını,oturuşunu,dokunuşunu,parmak izlerini,varlığının havada bıraktığı rüzgarı toplar;onları seyreltirdim.Düşünsene beher kapta hayaletin kaynıyor...Varsın,ordasın,ama yoksun...Fakat fen hiç ilerlememiş Muazzez seni geri getirmenin formülünü bulamadık ya,bırak Nobel ellerin olsun....