• “Aksine bir düşünceyi, bir dini bozan şey, dosttur. Ya da dost toplumda baş gösteren düşmanlıktır. Bütün dinler, içeriden bozulmuş ve içeriden çürümüştür. Kureyş ile karşı karşıya geldiği zamanlarda İslâm’ın gelişme, yükselme, yücelme, güçlenme ve övünme durumunda olduğuna tanık oluyoruz. Ancak işte onlar (Kureyşliler) müslüman olup dost elbisesini giydikleri vakit, bir başka şey oldu; İslâm tamamen ters bir sürece girdi. Şu var ki Hıristiyanlık, İslam, Yahudilik, hiç bir zaman muhalifler tarafından savaşlarda, çatışma ve çekişmelerde zayıflamış ya da sapmış değildir. Bilakis İsa Mesih’in dediği gibi, Yahudiliği gerileten yahudi alimleridir. Hıristiyanlığı saptıranın, papacılık (papism) olduğunu görüyoruz. İslam dinini saptıranların, bizler olduğuna tanık oluyoruz.”
  • "Ya dünya çok küçük ya da biz çok büyüğüz. Her halükarda onu tamamen dolduruyoruz."
  • İnsanlar çıldırmış diyorum bayım, insanlar... Kaptırmış gidiyorlar... Sabah işe akşam eve... Sabah işe akşam eve... Para kazanıyorlar, evler arabalar alıyorlar, gezip eğleniyorlar, çalışıyorlar uyuyorlar, uyanıyorlar... Yiyorlar, içiyorlar evleniyorlar, çoğalıyorlar... Fakat yaratılış amaçlarını tamamen unutmuşlar. Anlamsız ve amaçsız bir hayat sürüyorlar... Yaşamlarını "beslenme/barınma/üreme" ekseninde sürdürüyorlar. İyi de... Hayvanlar da böyle yaşıyorlar?
  • 216 syf.
    ·1 günde·4/10·
    İsmiyle içeriği tamamen alakasız bir kitap . Tamamen zaman kaybı daha iyi daha anlamlı olabilirdi duygudan yoksun aşk yok yinede emeğine sağlık ......
  • Birçok gözlemden sonra anladım ki, öğrenciler her şeyi ezberlemişti. Fakat ezberlediklerinin ne demek olduğunu bilmiyorlardı. "İndisi olan bir ortamdan yansıyan ışık" cümlesini duyduklarında bunun su gibi bir madde olduğunu bilmiyorlardı. "Işığın yönü"nün bir şeye bakarken onu gördüğümüz yön olduğunu ve buna benzer şeyleri bilmiyorlardı. Tamamen ezbere dayalı olarak biliyorlardı her şeyi. Ve bu yüzden hiçbir şeyi uygulanabilir düzeye taşıyamıyorlardı. Bu nedenle onlara "Brewster Açısı nedir?" diye sorduğum zaman bilgisayara doğru kelimeleri girdiğim için cevap alıyordum. Oysa "suya bakın" dediğimde hiçbir şey olmuyordu.
  • Şayet tek bir an için bile tek başına, tamamen tek başına olabilirsen, ego ölecektir; ''ben'' ölecektir. Patlarsın; sen artık olmazsın. Ego tek başına kalamaz. O sadece başkaları ile ilişkide olarak var olabilir. Ne zaman tek başına olsan, bir mucize gerçekleşir. Ego zayıf düşer. Şimdi o uzun süre var olmaya devam edemez. Yani tek başına kalmaya yeteri kadar cesur olabilirsen, yavaş yavaş egosuz hale gelirsin.
  • Nasıl başlasam bilemiyorum. Bir film izledim ve içimde yıllar önceden itibaren birikmiş Vincent merakım şimdi an itibaren parmaklarımdan dökülmek için can atıyor.
    Sanıyorum 13-14 yaşlarımdayken sıkı takipçisi olduğum Doctor Who adlı dizide Vincent ve onun hayatıyla tanıştım. Daha öncesinde Yıldızlı Gece Tablosunu görmüş ve fazlasıyla etkilenmiştim. Ancak bir tablonun ardındaki koskoca merak uyandıran hayattan bi haberdim. Neyse Doctor yine geçmişe bir yolculuk yapıyordu yanındaki Amy ile… Ve Vincent’ın yaşadığı yere ve onun yaşadığı döneme gidiyorlardı.


    (İzlemek isteyenler için şuraya iliştireyim. https://dizipub.co/...sezon-10-bolum-izle/ )
    Bu bölüm beni çok etkilemişti ve Vincent’a aşık olmuştum. Sonra tablolarına baktım. Her resmi içimde tarifi zor bir şey uyandırıyordu, hala da o şeyi tarif edemiyorum…

    Vincent sanatının insanları etkilemesini istiyordu etkilemesini ve “ne kadar derin” demelerini. Resim yapmaya başladığından ölümüne kadar geçen 8 yılda tam 800 tablo yapmış ve o yaşarken sadece bir tanesi sadece BİR TANESİ satılmış. Bir insan takdir edilmek ister yaptığı işin değerli olduğunu hisseder ve bu yüzden çalışır. Yaptığı şey için takdir topladığında motive olur daha canlı çalışır, arzuyla, azimle. Ancak Vincent tam 8 yıl birçok ithama maruz kalarak resimlerini yapmaya devam etmiş. Belki istediği takdiri ve satışları yakalasaydı intihara kalkışmazdı. Çünkü istediği satışlar olsaydı kardeşini maddi anlamda yıprattığı düşüncesi onu buna itmeyecekti. Böyle bir şey olmayacaktı çünkü. Yaşarken üreten insanların değerini neden bilemiyoruz da öldükten sonra bu kadar kıymetini anlıyoruz? Bu çok büyük bir gaddarlık değil mi? Bu kadar derin ve hassas bir ruh neden anlaşılmadı? Neden dışlandı yaşadığı dönem…

    * “İnsanları sevmekten daha sanatsal bir şey olmadığını düşünüyorum” diyen bir insanın iç dünyasının ne kadar güzel olduğunu tahmin bile edemiyorum… Ruhu ay çiçekleriyle dolu bir insan nasıl oldu da intihar edebildi? Hayat insanı bazen farklı şeylere zorluyor, hayatla ölüm arasında seçim yapmaya bazen de…

    * “Ama yıldızlara bakmak beni hep hayallere daldırıyor.”

    Yıldızlar bu kadar güzelken insanlar neden başları eğik geziyor? Neden gökyüzüne bir kere bile bakmazlar gün içinde? Gözleri gökyüzünde olan bir insanın kötü şeyler düşünebileceğine asla inanmam. Doğanın güzelliğini fark etmiş bir insan yaşadığı her şeyde her yerde güzelliğe dair şeyler bulabilir… Hayat öyle temiz ve güzel ki bunu insanlardan başka hiçbir şey bozmuyor…

    “Sonra birden sessizleşti. Çirkin bir karga ona yaklaştığı için çok mutlu görünüyordu. Yemeğini yemesini umursamıyordu. Kendi kendime düşündüm ve bu adam ne kadar yalnız ki hırsız bir karga bile onu neşelendirebiliyor…”
    Yazdığım alıntılar filmden ve Vincent’ın Theo’ya (kardeşi) mektuplarından…
    Gelelim izlediğim ve beni bu yazıyı yazmama iten filme…

    Film önce gerçek aktörlerle çekilmiş ve Van Gogh tarzında çizilen 125 ressamın çizimleriyle birleştiren resimlerle eşleştirilmiş. Animasyon tadında bir film. Her sahnenin bir resim olduğunu düşünürsek tamamen resimlerden oluşan bir film. Müzikler gerçekten çok etkileyici, sahneler gerçekçi ve vurucu…
    Filmin konusu Vincent’ın abisine yazdığı son mektubun ulaştırılması… İşler işte burada başlıyor ve onun ölümüne dair dedektif edasıyla bir yolculuğa çıkıyoruz…

    Bu harika filmi izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyor ve okuduğunuz için teşekkür ediyorum…

    Film için yapılmış bu parçayı da şuraya bırakıyorum…https://youtu.be/vp5qJlr4go0
    Filmi izlemek için http://www.hdfilmcehennemi2.org/...sevgilerle-izle.html
    Filmin fragmanı için https://youtu.be/CGzKnyhYDQI


    “Ressamın hayatında ölüm en zor şey olmayabilir. Bu konuda pek bir şey bilmediğimi de belirtmeliyim. Ama her zaman yıldızları görmeyi düşlerim. Niçin gökteki yıldızlar bizim için erişilmez olsunlar? Belki bir yıldıza gidebilmek için ölümü göze alabiliriz. Ve Böylesi bir ölüm huzur içinde ölüme yürümek değil midir? Şimdi yatacağım, çünkü geç oldu. İyi geceler ve iyi şanslar dilerim. İçtenlikle. Sevgiler Vincent.”

    Herkese güzel bir gece diliyorum…
    Huzurla.
    Sevgiler İnci Küpeli Kız