Fransız psikiyatr Émile Coué, kendine inanmakla ilgili şu tespitte bulunuyor:
"Eğer bir işi yapabileceğine inanırsan, ne kadar güç olursa olsun, başarırsın. Ama kendini, dünyadaki en basit bir şeyi yapamayacak biri olarak görürsen, köstebek tepecikleri bile gözüne tırmanamayacağın kadar yüksek görünür."
Sonuç olarak; FETÖ'nün tasviyesi ile boşaltılan yerleri yeni güç odakları doldurmuştu ve artık onlar kendi çıkarları için yargıyı bir sopa olarak kullanıyordu. (Yeni güç odağı diye belirttiği çete İstanbul Grubu)
AKP'nin yargıyı tamamıyla Fethullahçılara teslim etmesinden sonra adalet sisteminde çok büyük bir çöküş yaşanmıştı. AKP-Fethullahçılar iktidar ortaklığı, uzun yıllar yargıyı muhalifleri ezmek ve 'Yeni Türkiye'yi inşa etmek için sopa olarak kullandı. Mürit polis, savcı ve hakimler, kumpas davalarla korku imparatorluğu oluşturmuştu. Ancak suç ortakları iktidarı paylaşması ve şiddetli bir kavgaya giriştiler. 15 Temmuz Darbe Girişimi'ne kadar uzanan bu iktidar kavgasının sonunda kaybeden Fethullahçılar olsa da geriye bir devlet enkazı kaldı.
Yargı bağımsızlığının bırakılmasını Türkiye'de hakimlerin içine sürüklendiği çıkmazı da çok net bir şekilde görebiliyoruz. Külliyeden aranan genç hakim, endişe içinde, başına neler geleceğini anlamaya çalışıyor. Başvurduğu deneyimli meslektaşları onu rahatlatmaya çalışıyor, bu hale gelmiş bir yargı sisteminde adalet beklemenin manasızlığı ortada.