Teknik bir pencereden bakınca dünya garip bir yerdir; insanların birbirleriyle tüm ilişkileri pratiklik bakımından yetersizdir, usulleri bakımından hiç ekonomik ve sahih değildir; işlerini hesap cetveliyle halletmeye alışkın kimseler insanların iddialarının en az yarısını ciddiye alamazlar.
İyi ile kötünün “sabit” değil birer “fonksiyon değeri” oldukları, bu yüzden de yapılan işlerin iyiliğinin tarihi şartlara, insanın iyiliğinin ise onun, niteliklerini yükselttiği psikoteknik kadere bağlı olduğu ortaya çıkmışken iyi ile kötünün ne olduğu konusundaki binlerce yıllık laf salatası kimi ilgilendirirdi ki!
Ulaşılacak hedeflerin aralarında kısa boşluklar olsa da nihayetinde hayat dediğimiz şey de kısadır, bu şekilde hayat döngüsü içinde azami miktarda şeye ulaşım sağlanır, zaten insanın da mutlu olmak için bundan fazlasına ihtiyacı yoktur; çünkü insanın ruhunu şekillendiren şeyler ulaşabildiği hedeflerdir; nitekim tatmin olmadan mütemadiyen istenen şeyler ruhu eğip büker; mutluluk için önemli olan, insanın ne istediği değil istediği şeye ulaşmasıdır.