Emre Tanrıverdi

Emre Tanrıverdi
@tanriverdier
Ona geliştiğini, artık on beş yaşındaki Selim olmadığını, kişiliğini bulduğunu hatırlattığım zaman yüzünü buruşturdu: ‘Belli değil. Hiç ilerlediğimi sanmıyorum. Aynı aptalca duyguları taşıyorum içimde. Bendeki başkalaşma, gelişme biçiminde olmuyor. Olduğum gibi kaldım ben. Aptallar gibi büyümedim. Biraz ağırlığım arttı o kadar.’
Sayfa 369 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Ne istiyorlardı senden Selim? Belki sen çok şey istiyordun onlardan. Verdiğinin hiç olmazsa küçük bir parçası kadar bir şeyler istiyordun. Sonunda kaçıyorlardı. Hayır, sen kaçıyordun. Hayır kaçmıyordun: insana ihtiyacın vardı. İnsanı arıyordun canım kardeşim. Bunda utanacak ne vardı?
Sayfa 346 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Akşam, evine yorgun dönersin. Karına anlatacağın bir sürü olay birikmiştir; içinde bir takım duygular gelişmiştir. Anlatmaya başlarsın. Birden, içinde bir duraklama duyarsın. ‘Şey’ engel olur sana: söyleme onu, der. Her ‘şey’i anlatma. Belki sözlerinin arasında, farkında olmadan beni ele verirsin. Belki anlar: insan bu, bilinmez. Sen gene dikkat et; her ‘şey’i ayrıntılı anlatma o kadar. Bütün ‘şey’ ayrıntılarda değil midir zaten? Ayrıntılarda ele vermez mi insan kendini? Başkalarına anlatamadıklarınla beslenir, varlığını sürdürür herhalde. Başkalarından sakladıklarınla gelişir. Fakat, her zaman güvenebilirsin ona. Yalnız kaldığın, yalnız ve çaresiz bırakıldığın zaman, karşındakine her şeyini verdiğini ve tükendiğini sandığın zaman ( karşındaki her şeyini alıp kaçmışsa) hemen yardıma gelir: biraz daha dayan, merak etme ben yanındayım, der. Üzülme, der; her şeyini kaybetmedin: ben varım. Belli etme zayıflığını; bunu da atlatırız.
Sayfa 323 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Sonu gelmez sövalye romanları gibidir bu yaşantı: en zor anlarda daima açık bir kapı bulunur girip saklanacak. Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire, ‘Buraya kadar!’ dediler. Oysa, bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiç bir ağacı, hiç bir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin.
Sayfa 321 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Yazık: meseleler çabuk kapanıyor. İnsan, her şeyi göze aldığı bir anda hırsıyla başbaşa kalıyor. Onun için değmez, bunun için değmez, adamın yorulduğuna değmez, üzüldüğüne değmez, bir orospu değer mi erkek adamların döğüşmesine? Delikli demir icat oldu: düellonun tadı kalmadı. On adım yürüyeceksin, sırt sırta döneceksin, nişan almak için bir süre bekleyeceksin. Tıpkı filmlerdeki gibi.
Sayfa 282 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Reklam