Tarık İNCE

Bir Delinin Güncesi
Delilik bu ya, biliyordu aslında adı gibi birçok şeyi kendince… Yaşamış, deneyimlemiş ve tecrübe etmişti bizimkisi taaa en derinden… Tam 40 küsür yıl biriktirmişti… aşkı, nefreti, kalabalığı ve yalnızlığı… bu da yetmezmiş gibi okuyordu bitesiye yalnız gecelerinde. Belki de bu kadar tutkulu oluşu delirtmişti onu. Performans konusunda da çok iyiydi aslında, bazen öyle bir oynardı ki gerçekle hayal dans eder gibi olurdu. Hem deliydi ya kimse de anlayamıyordu yalandan mı gerçekten mi kendini yerlerde süründürmesini. Ama O bambaşkaydı, o kadar inceydi ki, o kadar muhteşem, o kadar hassas ve gerçek, bizimki tutamıyordu kendini. Belki de tutmak istemiyordu. Evet, evet çok yorgundu çünkü… Yormuşlardı garibimi… Kullanılmıştı çocukluğu, çocuksu tüm tutkuları… Bu defa ver yansın ediyordu korkakça bi cesaretle. Deliydi işte, ne yapsındı… nede olsa aşık olmuştu O’na… Aşikardı…
Reklam
Bir Delinin Güncesi
Delilik bu ya, O'na söyleyemiyordu işte, keşke bilseydi diye geçirirdi içinden... Elindeki tek sermayesi olan tüm yüreğiyle sevdiğini. Acısı çok tanıdık gelmişti belki de. Kocaman bir yürekti huzurunda boyun büktüğü... Acısının içinde sakladığı şefkat, merhamet ve muhabbet çelmişti bizimkinin ruhunu belki de... Ama ne o bunu söyleyebilecek cesarete sahipti ne de O anlayacak tahammüle ve vakte... O yaramaz bir çocuk gibi koşuşturuyordu hoyratça, kırk yıllık gönül bahçesinde, bizimkisi de ezilen çiçeklere hayat vermekle meşguldü her zamanki gibi. O nefes nefese kalıp yorgun düştüğünde belki gözü ilişirdi ezilen çiçeklere ve üzülürdü. Üzülmesin diyeydi belki de yüzündeki tebessüm. Çünkü seviyordu O'nu, aşikârdı…
Ozymandias
Benim adım Ozymandias, kralların kralı; Eserlerime bakın, ey kudretliler, ve umutsuzluğa kapılın! Geriye başka hiçbir şey kalmamıştı. O devasa yıkıntının çevresinde, sonsuz ve çıplak, Yalnız ve dümdüz kumlar uzağa doğru uzanıyordu. Percy Bysshe Shelley