• Önce taslak ;
    Nasıl özet çıkarılır sorusunun harika bir şekilde yanıtını barındıran bir dizayna sahip.
    -Kitap isminden de anlaşılacağı üzre 50 Fikirden oluşturuluyor kapağından ise ilk bakışta anlamazsak ta sonradan düşününce çok anlamlı bir seçimin olduğuna kanaat getirebileceğimiz bir görselden oluşuyor. (konserve domates çorbası ) (her şey hazır sana sadece içmek kalıyor)
    - Açıklama görsel ve değerli sanatçıların değerli sözleri ile birlikte her başlık toplam 4 sayfadan meydana getiriliyor.
    -Bu başlık altında bilgilendirme , tanıtım yapıldıktan sonra her fikrin ilk iki sayfasında anlatılan akımın oluşum tarihinden ve mekanından önemli gelişmelerin alt yazısı geçiliyor.
    Çünkü;
    (oluşturulan fikir bir nebze etkilendiğin ortam ve geçirdiğin zamana mahkumdur bence)
    -akımı oluşturanlar ve o tarzda çizilen resimlerin eklentisi bulunuyor ayrıca ufakta bir yorum yapılıyor.
    -Ve Fikrin özü diyerek tek cümle ile özetin özeti sunuluyor..

    İçerik ;
    geçmişini bilmeden geleceğini inşa edemezsin gibi ifadeleri genç iken yaşlıların kendilerini çok önemsedikleri için böyle afili laflar ettiğini zannediyordum.
    bu kitapta bana tam olarak o lafın öğretisi oldu.
    Nasılı şöyle;

    - Özellikle Görsel Sanat ile ilgilenenlerin dikkatini çekmesi gereken bir eser . Çizilen Resimler , Çekilen Fotoğraflar , Yapılan Heykellerin tarzının özü nereye dayanıyor , ve ya oluşturduğunu zannettiğin tarzının , daha önce hangi sanatçılarla aynı duyguların ortak bir noktaya vardığını hissedebileceğimiz bir bilgi birikimi..
    -yani çizdiğin, çektiğin ,yaptığın, düşündüğün, hissettiğin şeyin yalnızca kendine ait olduğunu zannediyorsun ama..

    -Kitapta yani geçmişimizde Sanatçıların bir şeyi yıkma ve ya bir şeyi yaratma düşüncesinin savunuşu en çok dikkatimi çeken nokta..
    oluşturulan akımlar, her ne kadar öncekini tamamen reddetseler bile bunları çok anlamlı bir şekilde önemini azaltıp değersizleştiyorlar ve yok ediyorlarmış..
    yani:
    onların Tuvalleri üzerine kendi fırçaları ile seçtikleri renge boyayarak kendilerini var ediyorlar..
  • "Leonardo da Vinci'nin yaptığı bu tablo, İsa ile On İki Havarisi'ni son yemekte gösteriyor.
    Bu tabloyu yapmayı düşündüğünde Leonardo da Vinci büyük bir güçlükle karşılaştı. İyi'yi İsa'nın bedeninde, Kötü'yü de İsa' nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı. Tabloyu yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı.
    Bir gün koronun verdiği konser sırasında korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uygun düştüğünü fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.
    Ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı. Günlerce aradıktan sonra vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa, doğruca kiliseye teşımalarını söyledi, çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.
    Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden sıyrılmış olan berduş gözlerini açtı ve duvardaki resmi gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:
    'Ben bu tabloyu daha önce gördüm!'
    'Ne zaman?' diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.
    'Üç yıl önce, elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı; bir ressam beni, İsa' nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti... "

    " İnsan özünde kötüdür, onların hepsi benim soyumdan gelmedir. " dedi şeytan.
  • 355 syf.
    ·Beğendi·7/10
    Sürekli gözüme çarpan ve Pulitzer ödüllü olması tercih sebeplerimden olan kitap hakkında, yazarın tek kitabı olması ve taslak halindeki diğer projesinin sonradan yayınlanmış olması ayrıntılardan aklımda kalan.

    Anlatımın süslenmemesi, hızlı ve akıcı bir akış, karakterlerin birkaç isim etrafında kurgulanması, kitabı zihninizde rahatca görmenizi sağlıyor. Bu karakterler iyi, iyi ve önyargılı, kötü, kötü ve zararlı olarak ayrılabilir. Tabi bu kısımda olayların tadı için, iyilerin az ve güçsüz olması, mücadelede tarafımızın iyi olmasını sağlarken, gerçekte-düşüncede dürüst fakat uygulamada çekimser kalınması ayrı bir bilinmez ve genel sorunlardan.


    İlk sayfadan itibaren çocuk gözüyle anlatım ve çocuk saflığıyla karşılaşıyorsunuz. Sona kadar da bu durum devam ediyor. Bu çocuk tarafsız olması hasebiyle, ilerleyen sayfalarda olayları karşılamada size güç kaynağı olacak. Kendi hayatınızda çocukluğunuzu anımsayıp, o günlerin ne kadar çabuk geçtiğini düşündürecek belkide. Şu dünyayı çocuklar yönetmeli derken sayfaları çevirdiğinizi de görebilirsiniz.


    Genel anlamda tek çizgi halinde geçen olaylar, kitabın yarısından sonra ivme kazanıyor. Allt yapıyı güçlendirmek, sonradan vurgu sağlanacak ayrıntıları kuvvetlendirmek için, uzun süre durağan bir anlatımın olması düşünülmüş. İyilerin dürüstlüğü ve kötülerin normal gibi görülen önyargıları çarpışarak, klasik halde yaşanılan masum ve iyilerin, güçlü ve anlaşılmazlara nasıl ezildiğini anlatılmış. Köle, zenci, melez, kanbağı, şu-bu giller gibi, insanların tercih edemedikleri -sözüm ona- değerleri yüzünden hayatlarının çekilmez olması durumu gerçekte de yaşanılmıştı. Şimdi bile bu şekilde keskin olmasa bile, - bazen bizim de katkılarımızla- adı değişik üstünlük çabalarını görmek mümkün.

    Yapılanların bu anlatıcı çocuk saflığında bize de sorulacak olması şüphesi, cevaben bilmeden yaptım üçkâğıdı veya diğer bahaneler masum olduğumuzu ispat eder mi?
  • “Yüzler aynı basit taslak üzerinden yapılmış sonsuz sayıda çeşitlemedir.”
  • Bugünlerde, önüne imparatorluk mühürü için bir taslak getirildiğini ve bunun yatan bir arslan olduğunu görünce resmin üzerini çizer ve yanına şunu yazar: "Uçan bir kartal."
  • Süt bebesi daha bir insan değil, taslak insandır ve tam gelişmiş bir ruhu yoktur henüz.
  • 148 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10·
    Farklı bir kitap olmuş. Taslak halinde oluşturduğu eserlerin bazılarına yer verilmiş. Bazıları tamamlanamamış. Ama yine de okumayalısınız. İlk önce okunacak eser bu değildir. ama fikir edindikten sonra görüşlerine vakıf olduktan sonra bence yaşadıkları göz önüne alınarak okunacak eserdir. Şair yönü dikkatimi çekti gelişmeye Konya hapishanesine konulduğu zaman başlamış. ondan önceki kurbağalar ile ilgili yazdığı şiirleri pek beğenmedim açıkçası. Nazım'ın da söylediği gibi gerçekten şiire yeteneği pek fazla yok sanırsam ama hapishanede yaşadığı acılarla içinden iyi bir şair çıkmış diyebilirim. Kitaptaki dizler baya etkileyiciydi. Ama düz yazı hikayeciliği ve roman yazması daha ileri seviyede. Ufak çapta bir resim yeteneği varmış bunu da görmüş olduk :) yazdığı makaleler gerçekten sürekli sürekli okunup anlatılmaya değerdir. Kadınlarla ilgili düşünceleri beni çok etkiledi. 1932'de bulunduğu güzel temenni (Memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini sürükleyen veya taşıyan değil el ele ve aynı tempoda yürüyen iki mahluk olacakları günün uzak olmamasını dilerim . (17/10/1932 - Konya) ) hala gerçekleşmemiş olması o zamanlarda bile ne kadar aydın görüşlü güzel düşünen bir insan olduğu kanati uyandırdı bende. makaleleri için bile alıp okumaya değerdir.