Hayat taviz vermediği hızı ve kavgasıyla akıp gidiyor!
Bir insanın en büyük sermayesi, taviz vermediği karakteridir. Edward Young
Reklam
Benim gerçek bir arkadaşım olamaz çünkü insanlara hâlâ nasıl davranacağım konusunda çok eksiğim var ve insanlarla uyum sağlamak konusunda başarılı değilim. Farklı düşüncelere açığım ama karşımdaki insan mantıksal bir şeyler ortaya koymadan iftiralarla ve ters ters konuşmalarla yürür de uzlaşmaya yanaşmazsa ben sinir olurum minicik mevzu bile olsa. Ayrıca kişiliğimin bir yanı arkadaşlık ilişkilerinde oldukça kötü. Başta yüzüne güldüğüm insanın sinir olunca arkasından veya önünden kötü konuşma eğilimim var. Bildiğin hakaret ederim ama aslında beni anlamadığı ve düşünceleri beni incittiği için böyle davranırım. Gerçekten küçük gördüğüm veya gerçekten kötü söz söylemek istediğim için değil. Bu nedenle karşı taraf üzülse, bir yanlış bile yapsam ve yüzüme vurulsa bile özellikle haklı olduğum bir konudaysa taviz vermem. Sinir olduğum ve beni veya herhangi birini her seferinde yanlış anlamakta direten, iftiralar atıp temellendirme yapamayıp kendini üste çıkaran, ters konuşmayı başlatan insanlara hakaret etmiş olsam bile asla özür dilemem. En büyük olgunluk eksikliğim ve kötü karakter parçam budur.
1000Kitap
Elhamdülillah öyle bir Üstâd'ımız var ki, yaptığı herbir fiilinin de yazdığı her bir kelimesinin de arkasında durabiliyoruz. Allah'ın inâyetiyle hak üzere yaşamış, istikametle bir ömür geçirmiş, Ehl-i Sünnet çizgisinden zerre taviz vermemiş, hidâyet serdârı olarak tüm beşeriyete hitap etmiştir. Hak ve hakikatin asrımızdaki rehberlerinden olan Üstâd Bediüzzaman, vâris-i Nebî olarak hizmetini îfâ etmiştir. Bizler de Hulusî Yahyagil Ağabey gibi diyoruz ki: "Ve bana böylece hakikat dersini veren bu zâta da ömrümde ilk defa olarak Üstâd dedim. Hata etmedim, isabet ettim." (Barla Lâhikası, s. 29) Abdulkadir Çelebioğlu
1000Kitap
Abdulbasit Sarut, sadece cephede savaşan bir savaşçı değil; Suriye halkının özgürlük çığlığını hem silahıyla hem de destansı ezgileriyle tüm dünyaya duyuran, direnişin ve fedakarlığın simgesidir. İtrail işgali altındaki Golan asıllı olan Sarut, Futbol sahalarında Suriye Genç Milli Takımı ve El-Kerame’nin kalesini korurken, Suriye’de devrim hareketinin başlamasıyla “Cennet! Cennet! Sen Cennetsin Ey Vatanım” ezgisiyle, direnişi halk tabanında umutla ayağa kaldırmıştır. Humus’un Bayda, Halidiye ve Baba Amr bölgelerindeki ağır kuşatma günlerinde, ağaç yaprakları ve acı zeytin yiyerek hayatta kalmış, açlığa ve ölüme karşı iradenin en somut örneğini sergilemiştir. Kurucusu olduğu El-Bayda Şehitleri Taburu ve sonrasında katıldığı Ceyşü’l-İzze saflarında, taktiksel başarıları ve cesaretiyle öne çıkmış; sayısız suikast girişiminden kurtularak cephe hattındaki liderlik rolünü son ana kadar sürdürmüştür. Bu kutlu mücadelede babasını, 6 kardeşinin tamamını ve yeğenlerini şehit vermiş; geride kalan metanet abidesi annesi Hacca Hasna’nın moral desteğiyle, davasına olan sadakat ve inancından asla taviz vermemiştir. Son sözleri şöyleydi El Sarut’un: “Ey gençler, şehitlerin kanını boşa harcamayın. Allah aşkına, şehitlerin kanını boşa harcamayın.” Belki devrimin gerçekleştiği günleri göremedi fakat ardında teslim olmayı reddeden onurlu bir miras ve geleceğe umut olan ezgiler bıraktı. Ruhuna El-Fatiha…
1000Kitap
Dinde tavizler çukurunda yuvarlananlar, sebaat edenleri aşırıcıkla itham ediyor.
Alıntı
Reklam
Reklam