Elhamdülillah öyle bir Üstâd'ımız var ki, yaptığı herbir fiilinin de yazdığı her bir kelimesinin de arkasında durabiliyoruz. Allah'ın inâyetiyle hak üzere yaşamış, istikametle bir ömür geçirmiş, Ehl-i Sünnet çizgisinden zerre taviz vermemiş, hidâyet serdârı olarak tüm beşeriyete hitap etmiştir. Hak ve hakikatin asrımızdaki rehberlerinden olan Üstâd Bediüzzaman, vâris-i Nebî olarak hizmetini îfâ etmiştir. Bizler de Hulusî Yahyagil Ağabey gibi diyoruz ki: "Ve bana böylece hakikat dersini veren bu zâta da ömrümde ilk defa olarak Üstâd dedim. Hata etmedim, isabet ettim." (Barla Lâhikası, s. 29) Abdulkadir Çelebioğlu
1000Kitap
Abdulbasit Sarut, sadece cephede savaşan bir savaşçı değil; Suriye halkının özgürlük çığlığını hem silahıyla hem de destansı ezgileriyle tüm dünyaya duyuran, direnişin ve fedakarlığın simgesidir. İtrail işgali altındaki Golan asıllı olan Sarut, Futbol sahalarında Suriye Genç Milli Takımı ve El-Kerame’nin kalesini korurken, Suriye’de devrim hareketinin başlamasıyla “Cennet! Cennet! Sen Cennetsin Ey Vatanım” ezgisiyle, direnişi halk tabanında umutla ayağa kaldırmıştır. Humus’un Bayda, Halidiye ve Baba Amr bölgelerindeki ağır kuşatma günlerinde, ağaç yaprakları ve acı zeytin yiyerek hayatta kalmış, açlığa ve ölüme karşı iradenin en somut örneğini sergilemiştir. Kurucusu olduğu El-Bayda Şehitleri Taburu ve sonrasında katıldığı Ceyşü’l-İzze saflarında, taktiksel başarıları ve cesaretiyle öne çıkmış; sayısız suikast girişiminden kurtularak cephe hattındaki liderlik rolünü son ana kadar sürdürmüştür. Bu kutlu mücadelede babasını, 6 kardeşinin tamamını ve yeğenlerini şehit vermiş; geride kalan metanet abidesi annesi Hacca Hasna’nın moral desteğiyle, davasına olan sadakat ve inancından asla taviz vermemiştir. Son sözleri şöyleydi El Sarut’un: “Ey gençler, şehitlerin kanını boşa harcamayın. Allah aşkına, şehitlerin kanını boşa harcamayın.” Belki devrimin gerçekleştiği günleri göremedi fakat ardında teslim olmayı reddeden onurlu bir miras ve geleceğe umut olan ezgiler bıraktı. Ruhuna El-Fatiha…
1000Kitap
Reklam
Dinde tavizler çukurunda yuvarlananlar, sebaat edenleri aşırıcıkla itham ediyor.
Alıntı
Taviz tavizi doğurur
1. İsmet Sıfatı (Günahsızlık ve Korunmuşluk) Peygamberlerin en önemli vasıflarından biri ismet sıfatıdır. Allah, elçilerini günah işlemekten, hata yapmaktan ve özellikle vahyi tebliğ ederken şahsi hırslara veya dış baskılara boyun eğmekten özel olarak korumuştur. Tüm dünya bir araya gelip baskı kursa bile, bir peygamberin Allah'ın emrinden sapması veya ondan taviz vermesi bu sıfat gereği imkansızdır. 2. Vahyin Dokunulmazlığı Peygamberler kendi kafalarından konuşmazlar. Kur'an-ı Kerim'de Hz. Muhammed (s.a.v.) için şöyle buyrulur: "O, nefis arzusu ile konuşmaz. Onun konuşması ancak kendisine bildirilen bir vahiydir." (Necm Suresi, 3-4) Eğer bir peygamber -haşa- Allah'ın emrinin dışına çıkacak olsaydı, bizzat Allah buna müdahale ederdi. Bu durum da Hakka Suresi'nde çok sert ve kesin bir dille ifade edilmiştir: "Eğer o elçi, bizim adımıza birtakım sözler uydurmuş olsaydı, onu elinden sımsıkı yakalardık. Sonra onun şah damarını koparırdık." (Hakka Suresi, 44-46) 3. Tarihteki Örnekler ve "Tavizsizlik" Tarih boyunca peygamberler, tüm dünyanın (veya içinde bulundukları azgın toplumların) baskılarına, tehditlerine ve cazip tekliflerine maruz kalmışlardır. Hz. Muhammed (s.a.v.): Müşrikler kendisine gelip "Bir yıl sen bizim ilahlarımıza tap, bir yıl da biz senin ilahına tapalım" dediklerinde veya "Seni kralımız yapalım, en zenginimiz yapalım, yeter ki bu davadan vazgeç" diye teklif sunduklarında, O'nun cevabı net olmuştur: "Güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseniz, ben yine de bu davadan vazgeçmem." Hz. İbrahim: Tüm kavmi ve dönemin en güçlü kralı Nemrut karşısında tek başına durmuş, ateşe atılmayı göze almış ama Allah'ın emrinden kıl payı sapmamıştır. Özetle; Peygamberler Allah'ın koruması altındaki elçilerdir. Dünya üzerindeki tüm insanlar,
Lütfen, yumuşamayalım! Net olalım, hakkı konuşalım. Ne kadar esnek olursak olalım, İslam’a düşman bir kitle her zaman olacaktır. Hakkı en güzel üslupla dile getiren peygamberimiz bile linç edilmekten kurtulamamıştır. İslam ve hakikat bu sürtüşme ile ayakta kalacaktır. Allah ilk insandan itibaren süreci böyle takdir etmiştir. Sanmayalım ki biz taviz verdikçe İslam’a ısınacaklar. Onlar, bizi de kendilerine benzetmek istiyorlar. Dünyanın basit menfaatleri için dinimizi yaşamaktan ve anlatmaktan vazgeçmeyelim. İş hayatının geçici zevkleri için kimliğimizi değiştirmeyelim. Onlar bizden utansın. Biz ezilip büzülmeyelim. Allah’ın rızası için bu dünyaya tekme atabileceğimizi hissettirelim. Ahlakımızdan ödün vermeden bunları yapalım. Kaba olmayalım ama inandığımızı ifade etmekten de çekinmeyelim. Rabbim bizi delikanlı kullarından eylesin. Salih Eğridere
Reklam
Reklam