–Üstad; dâvayı tâ köklerine ve merkezî tatbikat makamı etrafındaki kollarına kadar görüyor ve memleketimizde alışılmamış çapta bir (sentez) kuruyorsunuz. Bu bakımdan, Demokrat Parti tarafından başlatılan din öğretimi ve bu sahadan yetişenlerin Diyanet İşleri çerçevesindeki rollerini de ele almak ister misiniz? – İstesem de istemesem de buna mecburum. Herhalde muradınız İmam Hatip okulları, Yüksek İslâm Enstitüleri ve İlâhiyat Fakültesi... Bunların meydana gelişleri hakkında da bir hatıramı anlatayım. Demokrat Parti iktidarının başlarında rahmetli Tevfik İleri Maarif Vekili iken, henüz başlayan dostluğumuzun samimi havası içinde kendisiyle İmam-Hatip okulları mevzuunu konuşmuştuk. Bu müessese, kendisine yeni bir yön vermeye bakan ve gûya din baskısını hafifletmeyi düşünen «Haksızlık Partisi»nin bir tasavvuru halinde plânlanmış ve kuruluşu Demokrat Parti’ye kalmıştı. Onlar da işte bu mesele üzerindeydiler; fakat içlerindeki iki zıt tepe (Adnan Menderes ve Celâl Bayar tepeleri) yüzünden ne yapacaklarını bilemez haldeydiler. Tevfik İleri’ye demiştim ki: «Böyle bir teşebbüsü gerçek bir köke bağlamak şartıyla ne kadar benimseyeceğimi takdir edersiniz! Fakat büyük bir tehlike görüyorum! Bu mekteplerin hiç kurulmamasından daha büyük ve daha feci bir tehlike!.. İster misiniz bu mekteplerde sapık bir öğretim başlatılıp da şeriat tahrife uğratılsın ve (işte İslâm budur!) gibilerden, yahudivari bir ihanetle plânı tatbik edilsin!..» Mektepler açıldı, gizli plânlar tatbik edilemedi; ve Allah ile Resûlünün yanlış ve eksik öğretildiği ve bu öğretimin birbiriyle barışmaz ve kaynaşmaz unsurlarla beslenmeye kalkışıldığı bir ocaktan bile bir nur fışkırdı ve hortum hükûmetin elinde patladı. Yani din öğrenimi ihtiyacına küçücük bir taviz vermeye razı olmuş görünenler, sonradan başlarına
Çağdaş araştırmacılar, Barnabas'ın Paulus'un paganlara karşı çok taviz vererek onları yeni öğretiye çekmeye çalışmaya yönelik oluşturduğu gerçek düşüncelerini anlamış olduğu için onunla yollarını ayrıldığında dair önemli tespitler ortaya koymaktadır.
Sayfa 69
1000Kitap
Reklam
Ne ilmî kariyer, ne diplomayla, Ne altın madalya, ne bir kupayla, Ne alkış, ne tâviz, ne de sopayla; Sanma ki; bir insan, irfâna döner, Cehâlet yangını, Kur’ân’la söner...
Sayfa 229·Kitabı okudu
1000Kitap
Olmayanlar
Çoğu kez zeki insanların benimsediğini görüp şaşırdığımız ifade biçimlerine taviz verdiğini ortaya koydu. "Bu tür çevrelerde," dedi, "bir aşiret, bir tarikat, bir cemaat oluşturulur. Bir mezhep olmadıklarını iddia edemezsin; mezhebe ait olan insanlar el üstünde tutulur, olmayanlar yerden yere vurulur. Mesele Hamlet için olduğu gibi olmak veya olmamak değil, oraya ait olmak veya ait olmamaktır. Sen oraya aitsin, Charlus Dayım oraya ait. Ne yapayım? Ben asla böyle şeylerden hoşlanmadım, benim suçum değil.
Alıntı
Tek bir birey uğruna ilkelerinle dürüstlük algından taviz vermemelisin ; beni ya da kendini bencilliğin ihtiyat demek olduğuna , tehlikeyi göz ardı etmenin de mutluluğunu güvenceye almak anlamına geldiğine inandırmaya çalışmamalısın .
Sayfa 146·Kitabı okudu
Her zaman iyi ol, kötülükten sakın. Kötülere taviz verme, göreve getirme. İyi bir nâm bırakmaya çalış. Hayır ve hasenata koş, gönülleri fethetmeye çalış.
Sayfa 55·Kitabı okuyor
Din
Reklam
Reklam