“‘Sınıfın güzel kızı’, bütün ortalama oğlan çocukları nezdinde müstakbel fahişedir. Biraz büyüdüğünde ya bu yaftaya uygun davranmak zorunda hissedecektir kendini, ya da içine kapanıp bir dizi cinsel davranış bozukluğuyla yoluna kör topal devam etmeye çalışacaktır.”
Peki ama güzel olsa da bunu hissedemeyen, dahası kompleksleri olan kadınları ne bekler? Birincisi kendine yöneltilen davranışların ardındaki cinsel talebi göremediği için olayları doğru algılayamaz. İkincisi, kendisine dair her hoşnutsuzluğu bir oyun, hatta çirkin bir böbürlenme ya da iltifat talebi olarak görülür. Bu nedenlerle de komplekslerini aşmada destekten yoksun kalarak içe kapanır. Gerçi cazibesine dair yansımalar alarak bir parça rahatlasa da; iltifatları rastlantısal ya da her an yitirilebilir görür, tatmini süreksizdir. Görselliğiyle ilgili bakışı bağımlıdır, dışarıdan içe yansır, bu nedenle de onaylanmaya muhtaçtır.
Erkek kullanılmayı gerçekten istemiyorsa, kadının buna ihtiyaç duymayacağı bir düzeni neden desteklemiyor ve bu gerçekleşirse kaç kişi kendini huzursuz hissedecek?
Gerçekte güzellik, tek başına işlevi olan bir şey değildir; etkisini de, bu etkinin yönünü de güzelliğe bakan taraf belirler. Hem bundan yararlanır da. Heyecanın, yaşama enerjisi duymanın, motive olmanın nimetini bedava elde etmek isteyerek, ama bedava olduğunda da huzursuz olarak.