Herkes kendi cinsiyetinin değerlilik ölçütünde zirvede olmalıdır. Prensesin güzel değil, en güzel olması gerekir. Erkeğin kahramanlığı, mutlaka güçlü ama başarısız rakiplerle berkitilir. Ondan önce canavarla boğuşan pek çok erkek canından olmuştur. (Buradaki ölüm ise elbette başarısız olan erkekliğin ölümüdür.) Herhangi birini değil, devleri, ejderhaları, olağanüstü güçleri yenik düşürür. Peki ama kimin için? Kahraman zirvede tek kalarak, rakipleri eleyerek yarışmanın ödülünü alacaktır: Eşsiz güzeli. Ama aslında prensesin en güzel olmaya ihtiyacı yoktur. Olsa olsa görkemin zirvesindekini hazmedebilmek için, bu yaldızlı bahta ulaşamayan halkın onun en güzel olmasına muhtaçlığından söz edebiliriz. Çünkü koskoca bir ülkede tek bir kişinin kral ya da kraliçe olabilmesinin saçmalığı, ancak bu şekilde aklileştirilebilir. Böylece onun yerinde olmamanın sancısı sakinleştirildiği gibi, hayalde o rolde olmanın hazzı da zenginleştirilir. Hayal aracı kahraman, masal alıcısını tatmin etmek için görkemli ödüller kazanmalıdır.
Napolyon, Josephine’e yazdığı mektupta şöyle der: “Zafere de aldırdığım yok. Senin hoşuna gittiği için zaferler kazanmak istiyorum. Zaferlerin seni hoşnut edeceğini bilmeseydim, hemen ordumu bırakır, Paris’e koşar ve kendimi senin ayaklarının dibine atardım.” Böylece bir anlamda Fransa’nın yayılmacı politikası uğruna ölen binlerce erkeğin de günahını yüklenir Josephine.
Segal’e göre erkek çocuklar annelerinden ayrılmayı ve daha özerk bir benlik duygusu geliştirmeyi başarır. Çünkü annenin oğluyla ilişkisi anakliktir, yani oğlunu ayrı bir kişi gibi, kızını ise sanki kendisiymiş gibi narsistçe yaşantılar ve sever. Bu nedenle de özerklik duygusu gelişmemiş olan kızlar evlerinden ayrılsalar bile, himaye edenin varlığına eklenebilecekleri bir yer arar. Bu, özellikle Doğu masallarında daha belirgindir.
Zorla öpmenin hemen akabinde kadının aşkını ve aidiyetini sunan düşünce, sayısız anlatıda tekrarlanarak belleğe işlenir. Masumluğuyla tanınan Batı masallarının çoğunun ilk metinlerinde, öpüşmenin yerinde tecavüz vardır ki bu, mutlu sonu değiştirmez. Reddetmeyi nazla karıştıran pek çok tecavüzcü benzer söylemleri, tecavüzün kadının fantazisi olduğu kabulüyle birlikte tekrarlar. Ki haz alamayacağı, alsa da bundan utanması, dahası kendi erdemleri konusunda şüphe duyması gerektiği konusunda eğitilen kadın, dişiliğini bir kılıf içinde yaşamaya mahkûm edilir. “Orgazm taklidi yerine, kadınlar ilgisizlik taklidi yapmalıydı.” Bu nedenledir ki, masallarda ilk öpücüğün kadın uyurken gerçekleşmesinin kurnazlığında, masumluğun mecburi ikameti saklıdır. İradesizliği ise aynı zamanda onun çekiciliğidir.