Taylan Tatlı

Taylan Tatlı
@taylantatli
Çevre Mühendisi
Lisans
Afyonkarahisar
İstanbul, 1 Ekim 1990
9 kütüphaneci puanı
151 okur puanı
Nisan 2015 tarihinde katıldı
“İlkel toplumlarda yeni doğan çocuğa, yeniden yaşama dönen atalardan biri olarak bakılır. Bunun içindir ki Yunanistan da içinde olmak üzere dünyanın birçok yerinde, çocuğa büyük ana-babalardan birinin adını vermek bir töre haline gelmiştir. Çocuk ergenlik çağına erişince, bir çocuk olarak ölür ve bir erkek ya da bir kadın olarak yeniden doğar. Yetişkin de aynı biçimde bir yaşlıya dönüşür.”
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Cam tabut, görselliğin vazgeçilmezliğinin; görmenin ama dokunamamanın ifadesidir. Duruma gelecekteki çift açısından baktığımızda, cam tabut kızın bakireliğine dair bir gönderme olarak rahatlatıcı olmasının yanı sıra, kızın daha önceki hayatının bitimi, yeni bir hayatın başlaması anlamını da taşır. Onu bu ölüme sürükleyen –ailenin mirası olan– üvey annedir ve prensin öpücüğüyle aitlik ilişkisinin değişmesinin ardından simgesel olarak bu üvey anne ölür, yani etkisiz hale gelir. Kız için çekirdek aile kesin biçimde değişmiştir.
İlk öpücük metaforunun ilginç nedensellikler sunduğu bir başka masal da Pamuk Prenses’tir. Ormanda, camdan bir tabutta bırakılmış olan prenses, pencerede sevgilisini bekleyen kızlara benzer. İlk öpücükle hayata geri dönen prensesin öpülme nedeni ise erkeğin sevgisi değil, kızın güzelliğidir. Cinselliğin simgesi olan camın tabut formunda karşımıza çıkması, farklı anlamlar içerse de, ilk başta akla bir muhafaza olarak bekâret zarını getirir.
Çirkin yaratığın gerçekte henüz kılıfından çıkmamış bir mücevher olduğunu söylemek, bir başka insani zaafın da tesellisini içerir. Birlikte olduğumuz kişi, bizi temsil eden bir parçamız olduğu için, gururumuzu, onurumuzu ele güne karşı belirleyen bir gösterendir.
“Bazı masallarda, çirkin bir kurbağanın içindeki gerçek güzellik gösterilerek kişiye belli bir bilgi kuramı aşılanmaya çalışılır. Fakat büyünün bozulması için öpücüğe gereksinim duyan hayvan, her zaman için yakışıklı bir prenstir, prenses değil.” “Erkeğin güzeli olmaz,” bu bilgi kuramının Türkçe deyişlerdeki karşılığıdır. Böylece hiç de cezbedici olmayan bir evlilik, zaten “erkeğin evlenince kadına güzel geleceği” ya da değişeceği, ancak bunun karısının sevgisine, sabrına, kadınlık başarısına bağlı olduğu gösterilerek mümkün kılınır. Bu vaat, kızlarını takas ekonomisi içinde kullanmak isteyen ailelerin işini de kolaylaştırmaktadır. (Tılsımın bozduğu güzelliğine gerçek aşkın öpücüğüyle geri dönen erkek ya zengindir ya prens.) Kadınsa altbeninde masalın bu rahatlatıcı fantazisiyle bir süre oyalanır. Bu, umutla bekleme aşamasıdır, sonra da kararsız bir obsesyona geçilir. Metamorfozun anahtarının kendisinde olduğu söylenen eş, bu anahtara uyacak bir kilit bulmak için ömrünü tüketirken ikili bir acı yaşar: Sevmediği, huysuz ve çirkin bir adama katlanmak ve onu dönüştüremediği, dahası sevemediği için kendini suçlamak. Ancak başka bir seçeneği olmadığı ve kocasını değil de kendini ya da yaşamını değiştirmeyi aklına getirmesi bile imkânsız kılındığı için, en azından kaderciliğin verdiği huzura sahiptir. Böylece masal, üzerinden altın abası çekildiğinde zoraki cazibesini yitirecek damada, fakirlikten kurtulacak aileye ve en nihayetinde de bir ideal için değil, bir idealin hayalini kullanarak içini rahatlatacak olan kıza hizmet eder.