Yine de dua ediyorlardı, çünkü en çok başlarındaki efendinin değişmesinden ürküyorlardı. Her değişim, katliamları, ıstırapları, kaçınılmaz yağmaları ve yıkımları beraberinde getiriyordu. Ancak çok ölçüsüz, halkı aşırı vergilerle boğan,sürekli aşağılayıp ezen bir hakan söz konusu olduğunda, şehirlerini bir başkasının fethetmesini dileme noktasına geliyorlardı.
Bir zamanlar burada yükselen şehirden ne kalmış geriye? İnsanları geçelim bir kalem, onlardan daha fani yaratık bulunmaz zaten, ama uygarlıklarından geriye ne kalmış?
-Düşündüklerimi ifade etmek için yaşlanmayı mı beklemem gerek?
-Her düşündüğünü ifade edebileceğin gün, senin torunlarının torunları bile ihtiyarlamış olacak. Şimdi sır ve korku devrindeyiz, iki yüzün olmalı, birini kalabalığa göstermeli, ötekini kendine ve Yaratıcı'na saklamalısın. Gözlerini, kulaklarını ve dilini korumak istiyorsan, gözlerin, kulakların ve bir
dilin olduğunu unut.