“İlk başta ondaki bütün o yeniliklere aşık olursun, her sabah tüm bunların sana ait olduğuna hayret eder, her an birinin içeri dalıp korkunç bir hata yapıldığını, aslında senin böyle harika bir yerde yaşamaman gerektiğini söyleyeceğinden korkarsın. Sonra yıllar geçer, duvarlar yıpranır, ahşabın orası burası aşınır ve sen o evi kusursuz olduğu için değil, bilakis kusurları için sevmeye başlarsın. Her köşesini öğrenmişsindir artık. Sogukta kilide sıkışmaması için anahtarı nasıl tutman gerektiğini, hangi tahtanın üstüne basıldığında hafifçe esnediğini ya da gardrop kapılarını gıcırdatmadan açıp kapamayı öğrenmişsindir. Orayı senin evin yapan tam da bu küçük sırlardır.”
“İnsan birini kaybedince en garip şeyleri özlüyor. Küçük şeyleri. Gülüşleri. Uykusunda dönüp duruşunu. Hatta sırf onun için bir odayı yeniden boyamayı…”