Bu yaz daha çok uyanamadığın bir kabus gibi. Fransa'da bu Ağustos sıcaklar çok bunaltıcı. Ölüm kanlı hasadını biçiyor ve ben her gün tırpan darbelerinden kaçınmayı başarıyorum.
Birkaç hafta önce Zwischenahn'da binbaşı Späthe'nin bir Messerschmitt 163'ü uçuşunu izledim. Jet motoru sayesinde saatte 1200 kilometreye yakın hız yapabiliyor, dolayısıyla üç dakika içinde 8000 metreye kadar tırmanabiliyor. Bu pervanesiz uçağın saatte 1000 kilometrelik sınırı daha 1941'de aştığını düşündükçe, hava kuvvetlerindeki sorumluların bize böylesine korkunç bir savaş silahını niçin hala vermediklerine şaşmamak elde değil.
Bütün bu telaşlı hava beni sinirlendiriyor. Buradaki insanlar, Savaş sanki başka bir gezegende olup bitiyormuş gibi yaşıyorlar. Cephedeki asker ilkel bir yaşantı sürerken, her gün sağlığını ve canını tehlikeye atarken doğma büyüme ya da sonradan olma Berlinliler eğlence yerlerini hınca hınç dolduruyor. Her yerde cephe gerisi zihniyeti; havyarcılığa, işin kolayına, keyif ve zevk tarafına kaçma ruhu hüküm sürüyor.
Bakanlıklardaki bürolarda çalışan subaylar, büyük üniformalarını giyerek caka satıyorlar. Hepsi tertemiz, bakımlı, şık. Hele cephede bir hafta geçirsinler, bu mis kokulu, ütülü, kolalı zariflikten bir şey kalacak mı bakalım?