Tankların sağlayacakları kazancın piyade, topçu ve öteki tümen silahlarının yollar dışında ve arazide yapılan bir ilerlemede tankları izleyebilme yeterliliği ile orantılı olacağı açıkça biliniyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Motorlaşma alanındaki sınırlı kaynaklarımız, öteki sınıflar tarafından yapılan örgütlenme hataları nedeniyle hala israf edilmekteydi. Mesela, Ordu dairesi başkanının general Fromm piyade alaylarının 14'ncü(Tanksavar) bölüklerinin motorlandırılmasını emretti. Yaya birliklerle çalışacağını ileri sürerek bu bölüklerinin at koşulu olmalarının daha uygun olacağını söylediğim zaman, "piyadenin de birkaç otomobili olsun"demişti. Benim, 14'ncü bölükler yerine ağır topçu taburlarının motorlandırılması yolundaki önerim ise reddedilmiştir. Dolayısıyla ağır toplar at koşulu kaldılar ki bunun, özellikle Rusya'da üzüntülü sonuçlar verdiği görülmüştür.
"Tüm teknisyenlerin yalancı olduklarını anlamalısınız."ben şu karşılığı verdim:"onların yalan söylediklerini gerçekten kabul ediyorum. Ancak onların yalanları genellikle, bir ya da iki yıl sonra, teknik fikirleri somut hale sokulamayınca meydana çıkar. Buna karşılık taktikçiler de yalan söylerler. Fakat onların yalanları ancak ikinci bir savaş kaybedildikten sonra ve herhangi bir şey yapmak için vaktin artık çok geç olduğu anlaşılınca meydana çıkar."
Taktik gelişmelerin başarısızlıktan çok uzak olmalarına karşılık, meselenin araç ve gereç yönü giderek bizi daha çok kaygılandırıyordu. Versailles anlaşmasından sonra silahsızlandırılmamızın sonuçlarından biri, endüstrimizin birçok yıllar Savaş malzemesi imal etmemesi olmuştu. Dolayısıyla bu endüstri gerekli usta işçilerden yoksun kaldığı gibi, bizim niyet ve amaçlarımızı gerçeklere dönüştürerek makinelerden de yoksun bir duruma düşmüştü.
Sırası gelmişken şunu söylemeliyim ki, 1890 yılından beri, Kummersdorf'u ziyaret etmek suretiyle askeri gereçlerde kaydedilen gelişmelere karşı yeterince ilgi göstermiş olan son şansölye prens Bismarck'tı o zamandan hitlerin bu ziyaretine kadar herhangi bir başbakan buraya ayağını atma zahmetine katlanmamıştır. Kara Kuvvetleri Ordu Donatım Dairesi'nin Onur defteri; daire başkanı General Becker, hitlerden imzalamasını istirham ettiği zaman, bunu kanıtlamış oluyordu. Bu açıkça gösteriyor ki Alman politikası "militarist bir politika" değildi.