1 bölükte Versailles anlaşmasının elde bulundurmamıza izin verdiği eski zırhlı personel taşıyıcılardan bir miktarının bulunduğu doğrudur. Ancak bunları yıpratmamak için tatbikatlarda"yapma"larını kullanıyorduk.
1929 yılında, başlı başına ya da piyade ile birlikte hareket eden tankların hiçbir zaman kesin sonuçlu bir önem kazanamayacaklarına inanmıştım. Yaptığım tarihsel etütler, İngiltere'de yapılan tatbikatlar ve bizim yapma tanklarla icra ettiğimiz tatbikatlar, ben de, zorunlu destek silahları, onların standart hızına ve arazide hareket kabiliyetine kavuşturulmadıkça tankların hiçbir zaman tam etkili olamayacakları kanısını uyandırmıştı. Tüm sınıf ve silahlardan meydana gelen bir kuruluşta tanklar asıl rolü oynamalı, öteki silahlar tankların ortaya koyacakları ihtiyaçlara bağlı kılınmalıydı. Piyade tümenlerinde tank bulunması hatalı idi. Tankların tam etki ile savaşmaları için gerekli tüm destek silahlarını kapsayan zırhlı tümenlere ihtiyaç vardı. 1929 yılının yaz mevsimi kadro tatbikatları sırasında yaptığımız bir tatbikatı bu hayali zırhlı tümenlerden bir kısmının kullanılmasına dayanıyordu. Tatbikat başarıyla sonuçlandı ve bu arada ben de doğru yolda olduğuma inandığım. Ancak bu kez ulaştırma birlikleri müfettişi olan General Otto von Stülpnagel, tankların teorik olarak bile alaydan daha büyük birlikler halinde kullanılmasını yasakladı. Ona bakılırsa zırhlı tümenler bir ütopya ve düşten başka bir şey değildi.
Arazi tatbikatı yapma olanaklarımızın sınırlı olmasına rağmen, icra edebildiğimiz tatbikatlar bize tankın Çağdaş savaşta neler yapabileceği hakkında giderek daha açık ve seçik bir fikir vermeye yetmiştir. Bu sırada 4 hafta süre ile isveç'e gönderilmem ve orada en son model Alman tankı olan LK II' yi görmek, hatta kullanmak fırsatını elde etmem beni çok mutlu kıldı. (Alman büyük LK II tankı ı Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru yapılmış, ama Savaş süresince cephede kullanılmamıştı. Bu tankın parçaları isveç'e Satılmış ve 1918 yılında ilk İsveç tank birliğinin kurulmasına yaramıştır).
Pratik tecrübeye gelince, İlkin yapma tanklarla icra ettiğimiz tatbikatlara bel bağlamamız gerekmiştir. Başlangıçta bunlar yaya erlerin ittiği brandadan yapma tanklardı. Ancak şimdi, hiç değilse üzeri saç kaplı yapma tanklar kullanıyorduk.
1928 sonbaharında motorlu araçlar öğretim kurulundan albay Stottmeister bana başvurarak kendi subaylarına tank taktiği hakkında bir şeyler öğretmemi istedi. Amirlerim bu ek görevi üzerime almamı uygun gördüler. Böylece tanklara ilişkin Zihni uğraşıma dönmüş oldum. Ancak bu uğraş hala teorik olmaktan ileri gidemiyordu. Zira tanklar üzerinde uygulamaya dayanan hiçbir bilgim yoktu. Hatta bir tankın içine bile görmemiştim.