"Parçacıklarından çeşitli karışımlar halinde görünür dünyanın kurulduğu bu varolanların çokluğu Empedokles'e göre, çok küçük, aynı tür parçacıklardan oluşan ve Parmenidesçi varolanın tüm özelliklerini taşıyan dört ilkedir: Toprak, su, hava ve ateş. Görünür şeyler birbirlerinden sadece bu dört ilkenin parçacıklarının bireşim miktarına ve tarzına göre ayrılırlar; Empedokles bunların karışımını, Aristoteles'ten kalan belgelerin bize gösterdiği gibi, salt mekanik olarak düşünmektedir. Böylece o -Elea varlıkbilimini temel alarak, ama onu önemli ölçüde değiştirerek- fiziksel-kimyasal "öğe" kavramını bulmuştur, hatta dört öğe-öğretisi iki yüzyıl boyunca -18. yüzyılda Fransız kimyacı Lavoisier'e kadar- tartışmasız geçerliğini korumuştur. Böylece o bilim tarihinde ilk defa olmak üzere, bu dört öğenin parçacıklarının birleşmesi ve ayrılması olarak "oluş" ve "bozuluş" kavramlarını anlaşılır duruma getirmiştir. Evet, düşün tarihinde ilk defa görünür dünyadaki değişmeleri, çok küçük, oluşmamış ve değişmez parçacıkların karmaşık da olsa kesinlikle gerçek, görünmez hareket süreçlerine dayandıran Empedokles'tir."
"Ancak Empedokles -Elea varlıkbiliminin etkisi altında- öğelerin parçacıklarını kesinlikle değişmez diye düşündüğü için, buna uygun olarak onları (kendiliklerinden) tamamen hareketsiz diye tasarlamıştır. Hareketin gerçekliğinden kuşku duymamasına karşın bu yüzden maddeyi ve de onu hareket ettiren, biçimlendiren gücü birbirinden ayırmak, yani özel bir hareket ilkesini benimsemek zorunda kalmıştır. Bu ilkeleri, birbiriyle sürekli mücadele eden "sevgi" ve "çatışma" diye tanımlamıştır. Empedokles bu iki gücün sürekli mücadelesi, kimi zaman birinin kimi zaman da diğerinin üstün gelmesi nedeniyle, ebediyete kadar devam eden, bozulmaz bir yasaya (Anânke) dayanan evrensel bir süreç