"...gerçek öncel tanımını da sadece Miletoslu Anaximandros ile Kolophonlu Xenophanes hak etmekteydi. Xenophanes'in tanrı hakkındaki görüşü onu hem olumsuz hem de olumlu yönden etkilemişti: Varolanların birliği tanrının salt rasyonel, insani olanlarla karşılaştırılamayacak özü. İşte Herakleitos'un temel görüşlerini de bunlar oluşturmaktadır. Ama Xenophanes'in düşüncesi, aklın gücüyle her şeyi kolayca yönlendiren tanrının hareketsiz, değişmez sabitliğine geri dönerken, Herakleitos bakışlarını görünür dünyadaki fenomenlerin sürekli değişimine çevirmiştir; bu değişmeye, sonradan ünlü "pânta rhei" (her şey akar) formülüyle ifade edeceği etkili imgeler halinde bir anlatım gücü kazandırmıştır. Ancak Herakleitos şeylerin akışında, hiç durmadan birbirleriyle mücadele ettikleri için karşılıklı yer değiştiren karşıt özgürlüklerin ve güçlerin bir arada bulunduklarını da teşhis etmiştir."
"Ama bu görünür kargaşada, uyuşmazlıkların bu sözüm ona anlamsız karmakarışıklığında karşıtlar tarafından koşullanan devasa bir uyumun, hatta kökleri derinde bir sağduyunun bulunduğunu fark etmiş..."
"Yani ebedi, duyularüstü, her şeye yön veren evrensel akılla anlamdaş logos düşüncesini.
Bu evrensel akıl aynı zamanda evrensel yasanın, kaderin, doğanın, hatta tanrının ta kendisidir; görünür evren ise "tanrının canlı giysisinden başka bir şey değildir."
"Öte yandan Herakleitos, dünya görüşüyle yakın bağı içinde insana rasyonel bir varlık olarak kendi düşünce yapısında belirli bir yer veren, hatta onu evrensel ilkesiyle, logosla gerçek rasyonel bir ilişkiye sokan, insanı rasyonel yönden araştırma nesnesi olarak ilk defa keşfeden filozoftur."