Beysa

Beysa
@tdcmo
18 okur puanı
Eylül 2025 tarihinde katıldı
Zenon Paradoksu
İkincisi de "Achilleus" denen argümandır: O bu argümanda, en yavaş varlığa <kaplumbağaya> en hızlının <Achilleus'un> asla yetişemeyeceği sonucuna varıyor. Çünkü arkadaki, bir noktaya ancak öndeki orayı terk ettikten sonra ulaşabilir, böylece en yavaşın en hızlıdan hep biraz önde bulunması gerekir.
Sayfa 156·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Zenon
"Zenon'un diyalektiğinde karakteristik yan şudur: Parmenides'in ontolojisine uzlaşmaz bir tarzda karşı çıkan muhaliflerinin görüşlerini tek tek eleştirel bir deneyden geçirir. Bunu yaparken, belirtilerini daha önce Parmenides'te gördüğümüz dolaylı argüman gösterme yöntemini kullanır. Bu yöntemi ilk defa Zenon geliştirerek büyük bir ustalık düzeyine çıkaracaktır. Yöntemi uygularken şu yolu izler: Önce muhalifinin temel varsayımını kabul eder ve buradan tek ve aynı sorun için birbiriyle tamamen çelişen iki ayrı sonuç çıkarır, böylece muhalifi bu çıkmazdan (aporia) ne kurtulabilir ne de onu düzeltebilir; sonuçta tüm beklentilere karşın birbirini dışlayan, ama kaçınılmaz olarak iki ayrı sonuca yol açan temel varsayımından vazgeçmek zorunda kalır. Zenon bu diyalektiği 450 yılında hocası Parmenides'le birlikte Atina'yı ziyaret ettiği zaman -Parmenides'in o günlerde 40 yaşında olması gerekir- söz ve yazıyla savunmuş, Atina'nın önde gelenleri üzerinde -Perikles de dinleyiciler arasındaydı- unutulmaz bir etki yaratmıştır. Ancak o günlerde "mantık" henüz gelişmediği için -ki aslında ilk defa Zenon'un diyalektiği ile oluşmaya başlayacaktı hemen hemen hiç kimse Elealılann argümanlarını çürütecek, yani çıkardıkları sonuçların yanlış olduğunu anlayacak durumda değildi. Zenon'un ünlü "argümanları" bir yandan şeylerin çokluğu varsayımını, diğer yandan da Parmenides'in "var olan"ının bir'liğini ve hareketsizliğini (dolayısıyla değişmezliğini) pekiştirmek için mekansal hareketin gerçekliğini hedef alır." "Zenon'un çıkmazı belli bir düşünceyi gerektiriyor. Çünkü var olanlar mekan içindeyseler o zaman mekanın da bir mekanı olması ve böylece sonsuza kadar devam etmesi gerektiği anlaşılmaktadır..."
Sayfa 149·Kitabı okudu
Alıntı
Parmenides
"Pekâlâ, hangi araştırma yollarının akla gelebileceğini şimdi söyleyeceğim yalnızca sana. Sözlerimi İyi dinle ve aklında tut ama. Kimi <gösterir var olanın> var olduğunu ve var olmamasının mümkün olmadığını. İşte bu inandırma yoludur; ama hakikatin ardından yürür. Kimi de <iddia eder> onun var olmadığını ve bu var olmayışın zorunlu olduğunu. Araştırmak -ki sana söylüyorum bunu- mümkün değildir bu yolu; ne idrak edebilirsin var olmayanı ne de ifade edebilirsin çünkü." "Var olan aynı zamanda bölünmezdir de, çünkü bütünlüğü içinde bir cinstir ve onun bu birliğini önleyecek güçlü bir varlık hiçbir yerde yoktur, aynı şekilde zayıf bir varlık da; çünkü her şey var olanla doludur. Bütünlüğü içinde rabıtalı oluşu da bu yüzdendir. Var olan var olanla sınırdaştır zira."
Sayfa 145·Kitabı okudu
Alıntı
Herakleitos
"Aynı ırmağa hem gireriz, hem girmeyiz; hem biziz, hem değiliz." "Herakleitos'a göre, aynı ırmağa iki kez girmek ya da yapısı icabı aynı kalan geçici bir töze dokunmak mümkün değildir, çünkü o değişmenin hızından dolayı dağılır ve tekrar birleşir, gelir ve gider." "Savaşın müşterek ve mücadelenin hak olduğunu, olup biten her şeyin mücadele ve zorunluk vasıtasıyla gerçekleştiğini bilmek gerek." "Kimileri belki görünen ışıktan kaçıp gizlenebilir; ama duyularüstü olanından gizlenmek mümkün değildir ya da Herakleitos'un dediği gibi, "hiç batıp kaybolmayan bir şeyden insan nasıl kaçıp gizlenebilir."" "Anlatıldığına göre Herakleitos, bir gün kendisini ziyarete gelen ve ocak başında ısınırken görünce de duraksayan yabancılara, çekinmeyin girin, burada da tanrılar var, demiş." "Şimdi de hepsi evrenin yoktan meydana geldiğini iddia ediyor, ama bu meydana gelişe karşın kimileri onu ebedi sayıyor, kimileri de doğadaki herhangi bir nesne gibi geçici; bazıları ise durumunda (devresel) bir değişme olduğu kanısında, böylece evren bazen doğuyor, bazen de yok oluyormuş ve bu hep aynı şekilde gerçekleşiyormuş; Akragaslı Empedokles ile Ephesoslu Herakleitos işte böyle düşünüyor." "Halk kent surlarını savunur gibi yasaları da savunmalıdır."
Sayfa 117·Kitabı okudu
Alıntı
Herakleitos
"...gerçek öncel tanımını da sadece Miletoslu Anaximandros ile Kolophonlu Xenophanes hak etmekteydi. Xenophanes'in tanrı hakkındaki görüşü onu hem olumsuz hem de olumlu yönden etkilemişti: Varolanların birliği tanrının salt rasyonel, insani olanlarla karşılaştırılamayacak özü. İşte Herakleitos'un temel görüşlerini de bunlar oluşturmaktadır. Ama Xenophanes'in düşüncesi, aklın gücüyle her şeyi kolayca yönlendiren tanrının hareketsiz, değişmez sabitliğine geri dönerken, Herakleitos bakışlarını görünür dünyadaki fenomenlerin sürekli değişimine çevirmiştir; bu değişmeye, sonradan ünlü "pânta rhei" (her şey akar) formülüyle ifade edeceği etkili imgeler halinde bir anlatım gücü kazandırmıştır. Ancak Herakleitos şeylerin akışında, hiç durmadan birbirleriyle mücadele ettikleri için karşılıklı yer değiştiren karşıt özgürlüklerin ve güçlerin bir arada bulunduklarını da teşhis etmiştir." "Ama bu görünür kargaşada, uyuşmazlıkların bu sözüm ona anlamsız karmakarışıklığında karşıtlar tarafından koşullanan devasa bir uyumun, hatta kökleri derinde bir sağduyunun bulunduğunu fark etmiş..." "Yani ebedi, duyularüstü, her şeye yön veren evrensel akılla anlamdaş logos düşüncesini. Bu evrensel akıl aynı zamanda evrensel yasanın, kaderin, doğanın, hatta tanrının ta kendisidir; görünür evren ise "tanrının canlı giysisinden başka bir şey değildir." "Öte yandan Herakleitos, dünya görüşüyle yakın bağı içinde insana rasyonel bir varlık olarak kendi düşünce yapısında belirli bir yer veren, hatta onu evrensel ilkesiyle, logosla gerçek rasyonel bir ilişkiye sokan, insanı rasyonel yönden araştırma nesnesi olarak ilk defa keşfeden filozoftur."
Sayfa 113·Kitabı okudu
Alıntı