Hüznüm doğduğunda, onu özenle besledim ve tüm aşkım ve şefkatimle üstüne titredim.
Böylece, Hüznüm, bütün canlı varlıklar gibi hep güçlü,güzel ve olağanüstü niteliklerle büyüdü.
Ve, Hüznüm ile ben birbirimizi hep sevdik; ve, aynıca, bizleri çevreleyen her şeyi de sevdik; çünkü Hünümün sevimli bir ruhu olduğu gibi, ben de, Hüznüm sayesinde sevimli bir ruha sahiptim.
Ve Hünümle ben karşılıklı konuştuğumuzda günlerimiz kanatlanır, gecelerimiz de rüyalarla süslenirdi; çünkü, Hüznüm konuşkan olduğu gibi, onun sayesinde ben de konuşkan oluyordum.
Ve, Hüznüm ve ben birlikte şarkı söylediğimizde tüm komşular bizi dinlemek için pencerelere koşuşurlardı; çünkü şarkılarımız deniz kadar derin ve olağanüstü anılarla dolu idiler.
Ve, Hüznüm ile ben birlikte yürüdüğümüzde insanlar bize hayranlıkla bakar ve yumuşak sevgi kelimelerini mırıldanırlardı. Ama, aynı zaman da, bizlere, erişilemeyen bir nesneye duyulan bir kıskançlıkla da bakarlardı; çünkü, Hüznüm asil idi; ve, ben de Hüznümle beraber olmaktan hep gurur duyardım.
Bu sırada, her canlı gibi Hüznüm öldü; ve, ben de düşüncelerime dalıp vecd etmek için tek başıma kaldım.
Ve şimdi, konuştuğumda, sözlerim kulaklarımda ağır yankılara neden olur.
Ve şarkılarımı söylediğimde artık komşularım gelmiyor beni dinlemeye.
Ve sokaklarda yürüdüğümde, kimse artık dönüp bana bakmıyor.
Ancak rüyalarımdadır ki, yakınlık ve anlayış dolu sesler beni göstererek fısıldaşıyor: "Hüznü ölen kişi, işte budur...".
• Halil Cibran
Coşkuyla gittiğim her yerden
elimi tel örgülere sürerek geri döndüm
döndüm ve kalmadığım yerden devam ettim.
Herkesin özlediği bir uzak vardır
ortadoğu’da..
• Bülent Parlak