Yaşam yolumuzun ortasında
karanlık bir ormanda buldum kendimi
çünkü doğru yol yitmişti.
Ah, içimdeki korkuyu
tazeleyen, balta girmemiş o sarp, güçlü ormanı anlatabilmek ne zor!
Kalbim, tüm vücudum içerisinde, hassaten jeolojik bir öneme sahiptir. Şimdi şu çorak halini görünce insanın inanası gelmiyor tabii ama sizi temin ediyorum, buralar eskiden hep dutluktu. Öyle ki, bakmaya doyamazdınız.
"Evet! Boş verin. Herkes boş versin! Çünkü biz ne yapıyoruz? Dolu alıp boş veriyoruz. Ama tabiî bira şişelerinin aksine hayatın depozitosu yok, onun için de elimize bir şey geçmiyor. Hatta öyle boş veriyoruz ki ortada şişe bile kalmıyor. Çünkü şişeyi de değerlendiriyoruz. Kırıp kavga ediyoruz. Dolu alıp boş veriyoruz!"