Selamün aleyküm;
Bana böyle bi esere inceleme yapmak bana düşmez, ben kim salavat kitabına kendi fikirlerimi katmak kim?
Rabbim herkese okumayı nasip etsin böyle bi eseri, inci tanesini... Amin...
Ben eserimizin kendi açıklamasını inceleme olarak bırakmak istiyorum merak edenler eseri; takdimeyi okuyarak ne denli mühim olduğunu kavrayabilirler..
BUYRUN;
"Dua, namaz, Allah'ın rahmeti, bereketi" gibi anlamlara gelen salavat kelimesi, salâtın çoğuludur. Kur'ân-ı Kerim'de Allah'ın nebîsi Hz. Muhammed'e (sallallahu aleyhi vesellem) salavat getirmek müminlere şu ilâhî hitapla emredil- mektedir. "Allah ve melekleri, Peygamber'e salavat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin" (Ahzab 33/56).
Salavat kelimesi Allah Teâlâ'ya nisbet edi- lince "rahmet", melekler için kullanıldığında "istiğfar", müminler için kullanıldığında ise "dua, sevgi, övgü" anlamlarına gelir.
Ålemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed'e (sallallahu aleyhi vesellem) olan sev- ginin ve bağlılığın bir bakıma ifadelere bü- rünmüş şeklidir salavat. Zira kişi sevdiğini anmak için her fırsatı bir ganimet bilir. Her daim onun adını anmak ister. Sevgilinin adı anılınca gözleri ışıl ışıl parlar. Bütün keder ve sıkıntılar yerini sevinç ve neşeye bırakır.
Onun sünnetine tâbi olduktan sonra ona en yakın olmanın yolu çokça salavat getirmekle mümkün olur. İki cihan güneşi Hz. Peygamber [sallallahu aleyhi vesellem], "Kıyamet gününde bana en yakın olacak kişi, bana en çok salât ve selâm getirendir" buyuruyor (İbn Mâce, Ikäme, 25).
Bir müminin, Hz. Muhammed'e (sallallahu aleyhi vesellem] hayatında bir defa salavat getirme- si farzdır. Fakat ism-i şerifleri anılınca sa- lavat okumanın vâcip olduğu konusunda âlimlerin ittifakı vardır.
Âlimlerden bazıları Peygamber