"Cihangir sokaklarında yürüyorum. Tam masumiyet müzesine girecekken gözüme bir antikacı ilişiyor, merakıma yenik düşüp kendimi dükkanın basamaklarından inerken buluyorum. Kartpostallar, eskimiş fotoğraflar, raflarda biblolar, teneke kutular karşılıyor beni. Hangisine bakacağımı şaşırıyorum. Hepsini verseler bana hayır demem, öyle güzel her şey. Dolaşmaya devam ediyorum. Gözüme çarpan bir cep ajandası, yıl 1996, yunanca olsa gerek yazıları, içinde bir kaç telefon numarası... Almaya karar veriyorum, belli, bırakamayacağım. Şimdi elimde kimbilir kimin elinden geçmiş bir ajanda, düşünüp senaryolar kuruyorum kafamda; belki bir askerdir veya muhasebeci, acaba kadın mı erkek mi sahibi?.. Neyse, ne kadar düşünürsem düşüneyim bilemeyeceğim ya, antikaları ilginç kılan da bu değil mi zaten.."
eskidendi somye yatağın üstende yatıp altındaki leğenlerle oyunlar oynamak, komşunun bahçesine atlayıp bir kaç erik kopartıp yemek, zilini basıp kaçmak, insanoğlu büyümemeli büyüdükçe çirkinleşti çünkü. anam bahçedeki leğende yıkardı. suyu güğümde kaynatırdı. evin damının üstünde çinkolar vardı ve bu çinkolar soğuk ve yağmurlu kış aylarında akıtırdı. akan yeri bulmak ne mümkün zaten hangi biriyle uğraşacaksın tek çözüm küçük taslar koymaktı. tuvalet mi o da evin dışındaydı bir çok zaman cardon fare çıkardı tuvalete gitmek ürkütücüydü. önceleri oyuncaklar daha bir güzeldi alırdık elimize toprağı kıvamını suyla ayarlayıp kimi zaman kamyon kimi zaman araba yapardık. scooter yoktu sanayiden yada eski ürünlerin rulmanlarından tahta kaykaylar yapardık. uçurtmalar hazır satılmazdı sazlık alanlara gider kamış toplar onları bir güzel keser terazisini de ayarladık mı tamamdır. uçmaya hazır. oyuncak silahlarda yoktu bizim en büyük silahımız kuş lastiğiydi bir tane ağaç bulur ağacın v şeklinde gelen dalını kopartır ucuna da don lastiği taktık mı yeni silahımız olurdu. havai fişek alamazdık bir yalak kazar içine su doldurur o suya da biraz da karpit atar üzerine teneke bu tenekeden bir delikle kağıt o kağıdı yaktık mı uçsun o kutular kaç metre olduğu belli olmadan. yıldız saçan olarak elektrik tellerine bisiklet teli atardık evlerde elektriklerin kesildiğini bilmeden. bisiklet mi sorun değildi 2.el bisikletten alır ona bir güzel zımpara çeker boyardık. eskiden ne güzeldi be çelik çomak oynardık, birdirbir, zımbırzımba oynardık. şimdilerde ise eskileri özlüyor insan...
Ahh anam Garip anam Çevresinde binlerce insan varken
1000Kitap