Filmlerden Daha Güzel
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
Selam! Bu tatlış bi romantik komedi incelemesi. Öncelikle söylemeliyim ki "filmlerden daha güzel" kesinlikle bi gençlik kurgusu. İçinde sakıncalı diyebileceğim hiç bir şey yoktu öyle söyleyeyim ki argo kelime bile yok. Yaşınız küçükse de ortaokul vs rahatlıkla okuyabilirsiniz. Yaşınız küçük değilse belki sizi sıkabilir ya da çoluk çocuk aşkı okuyomuş gibi hissedebilirsiniz ama kötü anlamda değil çok tatlı ve masum bi aşktan bahsediyoruz. Fakat ben genelde yetişkinlerin hatta tercihen 30 yaşlarında yetişkinlerin aşklarını ve hayatlarını okumayı daha çok seviyorum. Ona rağmen gerçekten çok tatlıydı. Ana karakterimiz 5. sınıfta annesini kaybetmiş ve bu konudaki taze acısı, lisenin son yılında önemli olaylar okurken ve tüm arkadaşları ebeveynleri ile çevriliyken annesinin yanında olmamasının onda yarattığı ekstra boşluk, üvey annesi ile kafası karışık ilişkisi vs bana gerçekten geçti. Kalbimi kırdı. Annesinin yasını tutuş şekli bence güzel işlenmişti, onun gibi "tuhaf" giyinmesi, onun sevdiği filmleri izlemesi vs bir nevi onu yaşatma çabası aslında, yanında hissetme çabası... Romantik ilişki açısından ise enemies to lovers ve fake dating karışık bişeyler oluyor. Genel olarak Wes Bennet gerçekten çok tatlı bi ana erkek karakter. İlişkileri de çok tatlı idi. Tek sevmediğim kısım en sonda olan saçma sapan olay. Baloya davet kısmı. Romantik komedilerde her zaman böyle şeyler olmasından nefret ediyorum tam oldular sonunda diyorsunuz ve bam saçma bi yanlış anlaşılma ve iletişimsizlik sonucu her şey mahvoluyor. Kavuşmanın sadece son 5 sayfa olması fikrini kim buldu bilmiyorum ama ben gerçekten hoşlanmıyorum. Demek ki birileri seviyor :/ Ne olur biraz da mutlu ilişkilerini okusak... (öyle bi kitap biliyorsanız pls önerin) Neyse dediğim gibi böyle şeyler olunca kitabı kapatıp
Filmlerden Daha GüzelLynn Painter · Artemis Yayınları · 20251,946 okunma
9/10
·328 syf.··
2026 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 00:00
Yazarın bizde çevrilen tüm kitaplarını okudum ve çevrildikçe de okumaya devam edeceğim çünkü ona ve yazdıklarına bayılıyorum... Tercihen liseli gençlerden bahsettiği kitapları daha çok sevsem de yetişkin kitapları arasında en sevdiğim kitabı bu oldu. Sophie de Max de ayrı ayrı çok eğlenceli karakterlerdi ve kendi aralarındaki o tatlı hakaret içerikli konuşmaları beni çok eğlendirdi. Karakterlerin çok iyi anlaşıp sonradan aşka düştüğü kitaplar daha inandırıcı gelir bana hep, birbirlerini tanıdıkça daha çok sever ve bağlanırlar çünkü. Soph ve Max için de böyleydi ve ilişkilerini sonuna kadar hissettim. Max benim için aşırı green flag bir karakterdi, sonda yaptığı o şey bir ikilemde bırakmadı değil ama yine fazla iyi niyetli biri olduğundan yaptığı için kötüleyemiyorum da. Yine de katılmasa dahi Sophie'nin fikirlerine o kadar iyimser yaklaştı ve ona o kadar değer verdi ki bayıldım. Sophie'nin duyguları için çekimser olması ve bir uyaranla karşılaşana kadar hislerini reddetmesi de yaşadıkları yüzünden normal geldi. Ona da pek kızamadım o yüzden. Kısacası kitabı gerçekten sevdim. Tavsiyemdir.
Sonsuza Kadar MutsuzLynn Painter · Artemis Yayınları · 20268 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·88 syf.··
2026 65. kitabı
Babam intihar etmeyi seviyordu. Buna birçok kez teşebbüs etti. Genellikle Pazar günleri, öğle vakti, herkesin orada bulunduğu, tercihen de bayram yemekleri olduğu zaman intihara teşebbüs ederdi. Babam neşterini alır ve dirseğinin iç yüzünden bir damarı keserdi. Çarşafı kirletmemek için alta küçük bir kap koyardı. Başlarda biraz korkuyorduk, onun ölmesini istemiyorduk. Bu duruma alışkın olan annem, hiçbir şey olmamış gibi davranır, bizimle konuşmaya devam ederdi. Kan akarken bize okulumuz, arkadaşlarımız hakkında sorular sorardı... Kendisiyle ilgilenmediğimizi gören babam, meraklanmaya başlar ve pansuman yapmak için alelacele çalışma odasına giderdi. Sonra, bunu yinelediği zaman, artık korkmazdık. Alışmıştık, şakasına olduğunu biliyorduk. Sayfa 19 Öncelikle bu kitabın adını içimden ilk okuduğumda babası bir cinayetle suçlanan bir çocuğun babasını bizlere aklamaya çalışma hikâyesini okuyacağım sanmıştım ama yanılmışım. Evet ortada cinayet vardı ama ölen gerçekten bir beden mi yoksa bir çocukluk mu bilemedim... Bu benim yazarla tanışma kitabım ama elbette devamı gelecek. Çünkü bu kalem bambaşka bir seviyede. Alkolik, doktor bir babanın oğlu olan yazarın kendi hayat hikâyesini o yaşlarına geri dönerek bir çocuk bakış açısıyla anlatması ve bunu yaparken o çocukluğun verdiği acımasız doğruluk, dikkatsiz dikkat ve gözlemci bakış açısını kaybetmemesi muazzamdı. Kitap gerçekten çok kez canımı yaktı ama yazarın o kadar mizaha kaçan bir anlatım şekli var ki yer yer kendinizi tebessüm ederken bile bulabilirsiniz.
Asla Kimseyi Öldürmedi Benim BabamJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
6/10
·200 syf.··
2020 73. kitabı
Beş kitaptan oluşan Patrick Melrose, okumayı çok istediğim, delicesine merak ettiğim bir seri idi. Edward St. Aubyn, 1992’de yazmaya başlamış seriyi ve günümüze değin devam etmiş. Genel hatlarıyla hikâye, Güney Fransa'dan 60'lar New York'una süren hikaye 2000'ler İngiltere'sine kadar devam ediyor. Patrick Melrose isimli bir çocuğun aristokrat bir ailede var olma mücadelesini okuyoruz. İlk üç kitap, yazarın tercihen bağlı olarak, hepsi tek günde geçen olayları anlatıyor. Romanların büyük bölümü otobiyografik gerçeklikler taşıdığından, sık sık nette St. Aubyn hakkında bulabildiklerimi okumaya çalıştım. Kurmaca-gerçeklik oranını merak etmiştim. Okuduklarım kanımı dondurmaya yetti de, arttı bile. Çoğu kişinin kendine itiraf etmekten korkacağı o kabus dolu günleri kurguya dökmek, üstelik milyonların okuyacağını bilmek... sırf bu cesareti sayesinde okunmalı, tebrik edip, alkışlanmalı. Okuduğum birçok yorumda, serinin üst üste okunması gerektiği idi. Toplu okudum; tahayyül edince, tek okumalar bağlantıyı koparabilir, duygusal hazzı azaltabilirmiş gerçekten. Seri, her kitapta büyüyen Melrose’un değişim-dönüşümlerini okumak, farklı bir deneyimdi. Okumaya başlar başlamaz, Marcel Proust ve Evelyn Waugh gibi yazarlara olan benzerliği, anlatış tarzı direkt dikkatimi çekmişti; nitekim yazar da ileride iki isimden bolca alıntı ve göndermeler sunarak düşüncemin doğruluğunu kanıtlıyor. Romanlarda, Proust ve Waugh edebiyatında aristokrat ve burjuva kesiminin meşhur partilerini, sık sık sanat üzerine konuşmaları, koşulları aydınlatmak için ünlü ressamların tablolarından yararlanışını, Aubyn’in kaleminde de görmek mümkün. Geniş katmanlı, kalabalık karakterli Patrick Melrose, İngiliz ve Fransız aristokrasinin sık ve hızlı dönen çarklarına bir çomak sokma peşinde. Kaymak tabakanın iki
En SonundaEdward St. Aubyn · Can Yayınları · 201949 okunma
5/10
·272 syf.··
2020 72. kitabı
Beş kitaptan oluşan Patrick Melrose, okumayı çok istediğim, delicesine merak ettiğim bir seri idi. Edward St. Aubyn, 1992’de yazmaya başlamış seriyi ve günümüze değin devam etmiş. Genel hatlarıyla hikâye, Güney Fransa'dan 60'lar New York'una süren hikaye 2000'ler İngiltere'sine kadar devam ediyor. Patrick Melrose isimli bir çocuğun aristokrat bir ailede var olma mücadelesini okuyoruz. İlk üç kitap, yazarın tercihen bağlı olarak, hepsi tek günde geçen olayları anlatıyor. Romanların büyük bölümü otobiyografik gerçeklikler taşıdığından, sık sık nette St. Aubyn hakkında bulabildiklerimi okumaya çalıştım. Kurmaca-gerçeklik oranını merak etmiştim. Okuduklarım kanımı dondurmaya yetti de, arttı bile. Çoğu kişinin kendine itiraf etmekten korkacağı o kabus dolu günleri kurguya dökmek, üstelik milyonların okuyacağını bilmek... sırf bu cesareti sayesinde okunmalı, tebrik edip, alkışlanmalı. Okuduğum birçok yorumda, serinin üst üste okunması gerektiği idi. Toplu okudum; tahayyül edince, tek okumalar bağlantıyı koparabilir, duygusal hazzı azaltabilirmiş gerçekten. Seri, her kitapta büyüyen Melrose’un değişim-dönüşümlerini okumak, farklı bir deneyimdi. Okumaya başlar başlamaz, Marcel Proust ve Evelyn Waugh gibi yazarlara olan benzerliği, anlatış tarzı direkt dikkatimi çekmişti; nitekim yazar da ileride iki isimden bolca alıntı ve göndermeler sunarak düşüncemin doğruluğunu kanıtlıyor. Romanlarda, Proust ve Waugh edebiyatında aristokrat ve burjuva kesiminin meşhur partilerini, sık sık sanat üzerine konuşmaları, koşulları aydınlatmak için ünlü ressamların tablolarından yararlanışını, Aubyn’in kaleminde de görmek mümkün. Geniş katmanlı, kalabalık karakterli Patrick Melrose, İngiliz ve Fransız aristokrasinin sık ve hızlı dönen çarklarına bir çomak sokma peşinde. Kaymak tabakanın iki
Anne SütüEdward St. Aubyn · Can Yayınları · 201951 okunma
7/10
·152 syf.··
2020 71. kitabı
Beş kitaptan oluşan Patrick Melrose, okumayı çok istediğim, delicesine merak ettiğim bir seri idi. Edward St. Aubyn, 1992’de yazmaya başlamış seriyi ve günümüze değin devam etmiş. Genel hatlarıyla hikâye, Güney Fransa'dan 60'lar New York'una süren hikaye 2000'ler İngiltere'sine kadar devam ediyor. Patrick Melrose isimli bir çocuğun aristokrat bir ailede var olma mücadelesini okuyoruz. İlk üç kitap, yazarın tercihen bağlı olarak, hepsi tek günde geçen olayları anlatıyor. Romanların büyük bölümü otobiyografik gerçeklikler taşıdığından, sık sık nette St. Aubyn hakkında bulabildiklerimi okumaya çalıştım. Kurmaca-gerçeklik oranını merak etmiştim. Okuduklarım kanımı dondurmaya yetti de, arttı bile. Çoğu kişinin kendine itiraf etmekten korkacağı o kabus dolu günleri kurguya dökmek, üstelik milyonların okuyacağını bilmek... sırf bu cesareti sayesinde okunmalı, tebrik edip, alkışlanmalı. Okuduğum birçok yorumda, serinin üst üste okunması gerektiği idi. Toplu okudum; tahayyül edince, tek okumalar bağlantıyı koparabilir, duygusal hazzı azaltabilirmiş gerçekten. Seri, her kitapta büyüyen Melrose’un değişim-dönüşümlerini okumak, farklı bir deneyimdi. Okumaya başlar başlamaz, Marcel Proust ve Evelyn Waugh gibi yazarlara olan benzerliği, anlatış tarzı direkt dikkatimi çekmişti; nitekim yazar da ileride iki isimden bolca alıntı ve göndermeler sunarak düşüncemin doğruluğunu kanıtlıyor. Romanlarda, Proust ve Waugh edebiyatında aristokrat ve burjuva kesiminin meşhur partilerini, sık sık sanat üzerine konuşmaları, koşulları aydınlatmak için ünlü ressamların tablolarından yararlanışını, Aubyn’in kaleminde de görmek mümkün. Geniş katmanlı, kalabalık karakterli Patrick Melrose, İngiliz ve Fransız aristokrasinin sık ve hızlı dönen çarklarına bir çomak sokma peşinde. Kaymak tabakanın iki
Biraz UmutEdward St. Aubyn · Can Yayınları · 201867 okunma