• Ekim rüzgarları sırtıma dokunduğunda birden karşılaştık onunla.Sağ omzum hizasında parlıyordu ışıltıyla yarım ay.Mutsuzluktan mıdır bilinmez,dünya o lahzada nasıl da çölleşti gözümde anlatamam.Sanki yeryüzünü kasıp kavuran elim bir azaptan artakalan tek laine bakar gibi nefret akıyordu ayın aydınlığından.

    Konuşsa ne çoksunuz diyecekti muhtemelen.Nasıl da inanıyordunuz anlamın
    varlığına,kainatın sizlere ram edilişine.

    Acınacak sersefil vaziyetinize rağmen nasıl da mağrur ve müstağniydiniz.Nasıl da vahadan zannettiniz onca insan kalabalığını,bu kaim sahralarda.

    Ne çok sakilsiniz,nasıl da takatsiz.Nasıl de her sabah uyanırdınız,geceleyin kendinizi katletmemenin arsızlığıyla.

    Sahi nasıl da tahammülkardınız o rüsva çukurda sizler,öyle...

    Nasıl da milyar yıldır kah sürüklendiniz,ayaklandınız,kah düşüp döndünüz o zamanın ve toprağın kıyıcı çarkına.