A.Kadir KADİROĞLU

Moab prensi Balaam, vaat edilen topraklara doğru giderlerken İsrail'in çocuklarını öldürmeyi planladı. Her ne kadar Tanrı, kutsanmış halkın yok edilmesini yasaklamış olsa da, Balaam İsrailoğullarına karşı eşeğini eyerledi. Çok öfkelenen Tanrı, baş melek Mikail'i elinde kılıçla durup eşeğin yolunu engellemesi için görevlendirdi. Manevi gercekliklere gözü kapalı olan Balaam "manevi görüşü" olmadığı için meleği göremedi. Ancak eşeğin manevi görüşü vardı. Mikail'i ve kılıcı gördü, yoldan saparak İsrailoğullarından uzaklaştı. Böylece onları korumuş oldu.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Doğrudan doğruya geleceksen bana, Yasaymış, dinmiş, töreymiş aldırma. Gelirsen yanlışlardan arındırırım, Seni kurtarırım kaygılanma, korkma.
Yapmamız gereken iş, hepimizin yapması gereken iştir. Irkçılık, sadece siyahilerin sorunu değildir. Bu bir Amerikan sorunudur. Burada siyahiler için misyonerlik görevi yerine getirmiyoruz. Hepimiz birbirimizin arkasında durmalı ve daha iyi bir Amerika hayali için birlikte çalışmalıyız.
Kutsal yükümlülük, gerçekleştirmediginiz zaman güçlü bir kendine ihanet hissi duyacağınız şeydir.
İnsanları haksız yere hapse atan bir hükümetin idaresinde olan bir yerde, adil kimsenin yeri de bir hapishanedir.