yalnızca bir benlikten, cinsiyetten, yaştan, milliyetten hatta yalnızca bir türden bile ibaret değiliz. aramızdaki duvarlar hayali. Bize ait olan düşünceler muhteşem ve eşsiz şeyler ama aynı zamanda süregelen aynı spektrumun içindeler. sevgi, korku, acı, suçluluk hissi, bağışlayıcılık. bunlar repertuvardaki standartlar. kendimize göre yorumlamak zorunda olduğumuz şarkılar. yalnız olduğumuzu sanmamızın nedeni bu bağlantılara karşı çoğu zaman kör oluşumuz. ama yaşamak bir yaşam olmaktır. yaşamın kendisi olmaktır. yaşam biziz. sürekli gelişen aynı yaşam. birbirimize ihtiyacımız var. buraya birbirimiz için geldik. yaşamın amacı yaşamaktır. hayatı bütünüyle yaşamak. birbirimize iyi bakmak zorundayız. kendimizi gerçekten derin bir yalnızlık içinde hissettiğimiz an, aramızdaki bu bağlantıyı hatırlamak için bir şeyler yapmamız gereken andır
bana öyle geliyor ki gerçeği bulmak isteyen, hayatı bütünüyle ve farkındalıkla yaşamak isteyen biri olasılıklara, gizeme ve harekete, yolculuğa ve değişime kucak açmalı çünkü bunun içindeki evrenselliği bulduğunda, kendini de buluyorsun. sürekli hareket halindeki kendini. kendinden vazgeçerek kendine ulaşıyorsun. kendimize söyleyip durduğumuz tüm basit şeylerin yanlış olabileceği olasılığına her daim açık olarak
hayata turnusol kâğıdı gözüyle bakmak, her şeyde dapdar bir derli topluluk düzen görmeyi, tertemiz bir kontrol hissine sahip olmayı istemek umutsuzluğa yol açar. çünkü aldatmacadan başka bir şey değildir. hayatı biz yaşıyoruz. turnusol kâğıdı biziz. sürekli genişleyen bir kozmostaki sabit olmayan bir dünyada hareket eden bir ögeyiz