• Amerikalı ünlü eğitimci Andreas Kazamias’ın ‘idealimdeki okul’ dediği, yine Amerikalı Lewis Terman’ın (Stanford-Binet adlı zekâ testini bulan kişi), “Öğrencilerin zekâ seviyesini ölçmek için ilk defa test yönetiminin uygulandığını” söylediği Enderun Mektebi, aynı zamanda dünyanın ilk ‘Kamu Yönetimi Okulu’ olarak da tarihe geçmiştir.
  • Pek çoğu hâlâ test aşamasında olsa da bazı dijital ilaçlar tedavi sürecinde etkili olduklarını gösteriyor. Örnekler: En az iki firma, beyni sesi kısması için eğiterek tinitus denen kulak çınlaması hastalığının yol açtığı rahatsız edici sesin şiddetini düşürmeyi amaçlayan bir uygulama geliştirdi ve bazı kullanıcılar bunun işe yaradığını söylüyor.
  • Bu yıl 5G teknolojisi ile ilgili çok şey duyacağımız kesin. Ancak Çin’ de gerçekleşen 5G destekli uzaktan cerrahi operasyon, geleceğin sağlık teknolojisini şimdiden görmemizi sağlıyor. 2019 yılı hiç kuşku yok ki 5G teknolojisinin çok konuşulacağı bir yıl olacak. ABD, Güney Kore ve Çinli başlıca teknoloji üreticileri 5G destekli cihazlarını piyasaya sürmeye hazırlanıyorlar. Ancak bu konuyla ilgili belki de en heyecan verici gelişmenin Çin’de yaşandığını söyleyebiliriz. Zira Çin’de ilk 5G destekli uzaktan ameliyat başarıyla gerçekleştirildi.

    Gecikme süresi sadece 0.1 saniye

    Ülkedeki yerel haber kaynaklarına göre 5G teknolojisiyle çalışan dünyanın ilk uzaktan cerrahi ekipmanı Çin’ de başarıyla test edildi. Güneydoğu Fujian eyaletindeki bir doktor, uzak bir bölgedeki bir test hayvanının karaciğerini aldı. Doktor bu ameliyatı 5G bağlantısı üzerinden robotik cerrahi kollar kullanarak gerçekleştirdi.

    Doktorun kontrol cihazı ile cerrahi odadaki robot arasındaki gecikme süresinin ise sadece 0.1 saniye olduğ açıklandı. Araştırmacılar bu yüksek hızın potansiyel olarak ölümcül tıbbi hata riskini azaltabileceğini ifade ettiler. 5G destekli ameliyatın önümüzdeki yıllarda yaygınlaşması ile birlikte, yetenekli cerrahların uzak konumdaki hastaları güvenli bir şekilde ameliyat edecekleri ve sayısız hayat kurtaracakları belirtiliyor.

    Editör / Yazar: İsa EKİCİ
    Kaynak: https://www.ubergizmo.com/...emote-surgery-china/
  • 408 syf.
    ·5 günde·Puan vermedi
    Psikolojik bir kitap okumayı uzun zamandır istiyordum. Denk geldi ve birazda en çok satanlarda olduğu için alıp okudum. İyi hissetmek, benim pek becerebildiğim bir olay değil doğrusu. Her ne kadar başkalarına "bardağın dolu tarafından bak" desemde kendi dünyamda boş tarafından bakmaya meyilim çok.

    Bir çok test ve inceleme yapan Dr. Burns David Burns bunların sonuçlandırmak için yöntemler geliştirmiş ve olan yöntemleri kitabına eklemiş. Doğrusu çoğu işe yarar yöntemler...


    İlk başlarını mükemmel bir hızla okusamda sonlarda biraz bunalarak okuduğum gerçeği var. Galiba sonlara doğru bazı şeylerin tekrarı ve yöntemin benzerliği aynı şeyleri okuduğum izlenimi oluşturdu bende. Severek ve merakla okuduğum bir kitaptı. İlgi alanına giren herkesin okuyacağı eserlerdendir eminim ki.
  • 192 syf.
    ·4 günde·Beğendi·8/10
    Kitabı okurken o kadar çok not aldım ki, zaten okumadım dinledim hatta onunla konuştum diyebilirim. Bazı cümlelerine evet aynen bende öyle düşünüyorum derken bazılarına da neden böyle dedin ki şimdi şeklinde karşılıklı diyalog, bitinceye kadar sürdü.
    İçerik de çok güzel hazırlanmış. İki konudan bahsediyor;
    1.Mutsuzluğun Nedenleri 2.Mutluluğun Nedenleri ve ben bunu sevdim.
    Okuyucuyu yönlendirmeyi iyi biliyor. Çünkü kendisi de yazarken ayrıca okuyucuyla beraber okuyor. Aklınıza takılabilecek soruları ya da konudan uzaklaşırsa bunu bildiğini, açıklayacağını belirtiyor. Ayrıca durumu akılda kalıcı şekilde anlatmanın yolunu kısa hikayelerde bulmuş, çoğunda gülümsemeyle sonuçlandığı bizzat test edildi ve onaylandı.
    İleride okuyup kendisiyle tekrar konuşacağım gibi görünüyor :)
  • 120 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Merhaba, iyi akşamlar herkese. Bugün okuldayken bir köşede kitabı okumaya çalışırken, kadın hocaların kendi aralarında “Hayatınızda nasıl birini istiyorsunuz?” sorularına verdikleri cevapların arasında: “Dövmeyen fakat bana hött diyebilecek birini istiyorum hayatımda.” cümlesini işittim ve elimdeki kitaba baktım istemsizce. Günün ilerleyen saatlerinde bir tane erkek çocuğu olup yıllarca başka çocuğu olamayan kadının mucizevi bir şekilde veya tıp yoluyla ikinci hamileliğini yaşamasından ötürü onu tebrik ederken, “Ay inşallah kız olur.” deyişime, oradan kadının birinin “Yok yok bu da erkek olsun, zar zor hamile kaldı zaten, başka da çocuğu olmaz belki.” cevabını aldım, o sırada yine elimde bu kitap vardı. Gün içerisinde veya bu günün dışındaki diğer günlerde buna benzer yaşadığım saçma sapan diyaloglar ile hayatımı devam ettiriyorum. Yıllarca erk zihniyetle mücadele ederken hayatımın bu döneminde öncelikle mücadele etmem gerekenlerin kadın hemcinslerim olduğuna kanaat getirdim. Evimde, iş yerimde, sokakta bana: “Sen kadınsın hal ve hareketlerine dikkat et, senin görevin bu, falancanın karısı kızı da senin gibi çalışıyor ama bak akşam evine gelip kocasına hizmet de ediyor, çocuklarına annelik de ediyor, dünyayı sen mi kurtaracaksın sanki, böyle giyinirsen erkekler de bakar zaten, laf da atarlar, taciz de ederler; çünkü senin görüntün bunu istiyor gibi, bu düşüncelerinden ötürü bak kimse seni istemeyecek, erkek düşmanı mısın?, evde kaldın bak gördün mü?” gibi yapılan yorumlar beni bezdirmedi, bezdirmeyecek de. Nefes aldığım sürece kadın erkek farketmeksizin sizlerle mücadele edeceğim. Arabaya binerken bana kadın olduğum için yer vermeyin, hesap ödemeye giderken erkek olduğunuz için hesabı öderim moduna girmeyin, benim becerilerimi yapabildiğim yemekler üzerinden test etmeyin, sınıf öğretmeniyim diye iyi çocuk büyütürüm diye düşünmeyin, sokakta yürürken beni göz hapsine almayın, bir kadın olarak bir birey olarak kendime yetebileceğimi, bağımlı olmadan ayaklarımın üstünde durabileceğimi kafanızdan çıkarmayın...
    Gisela Notz bu kitabında geçmişten günümüze feminizm ideolojisinin hem düşünsel hem de eylemsel evrelerini dünya genelinden daha sonlara doğru da Almanya üzerinden ele almıştır. Feminizmin ne olduğunu bilmeyen veya feminizmin erkek düşmanlığı olduğunu düşünen insanlar alsın eline bu kitabı okusun. Okusun ki kadınların yüzyıllardır nasıl bir mücadele gösterdiğini, bu günler sahip olduğumuz hak ve özgürlüklerimizi bize nasıl kazandırdıklarını öğrensinler. Kadın olarak sahip olduğumuz bu hak ve özgürlükler elbette gökten zembille bize indirilmedi. Yeri geldi cadı diye yakılan kadınlar, yeri geldi sürgün edilen, yeri geldi gaz odalarında yok edilen kadınlar sayesinde bugün biz bu özgürlüklere sahibiz. Bu sebepten Ortaçağ Avrupa’sında kadın düşmanlığına tepki olarak yazdığı kitaplarla sesini çıkarabilen Christine de Pizan’ın, 1. Dünya Savaşı Döneminde “Savaşa hayır, yaşama evet.” diyebilen Clara Zetkin’in, Rosa Luxemburg’un ve “Kadın olarak dünyaya gelinmez, kadın olunur.” diyen Simon de Beauvoir’ın ve daha nice kadının mücadeleci ruhları önünde saygı ile eğiliyorum.
    Herkese iyi okumalar diliyorum.
  • Gerçekten birbirlerine aşıklar. Adeta test tüplerinde kimyasal bir tepkimeye tanıklık etmek gibi bir şey bu.