çünkü nerede olursam olayım -bir gemi güvertesinde, paris'te bir sokak kahvesinde ya da bangkok'da- hep aynı sırça fanusun altında kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.
sanki asıl öldürmek istediğim şey o derinin altında ya da başparmağımın altında atan o ince mavi damarda değil, başka bir yerde, daha derinde, daha gizli ve ulaşması çok daha güç bir yerdeydi.
"eğer iki karşıt şeyi aynı anda istemek nörotiklikse ben tepeden tırnağa nörotikim. yaşamımın geri kalan kısmını karşıt şeylerin birinden öbürüne uçmakla geçireceğim."