Ama politikanın çok çetin, çok insafsız mecburiyetleri var. Yarın için adalet müjdeleyen, bu adaletin gerçekleşmesi için en kıyıcı araçlara başvurur. Kan dökülmesin diye direnen, şartlar arasındaki eşitsizliği kolayca sineye çeker. Devrimci, cellat olur; tutucu, hayasızlığı döker işi.
Düşünce, mutlular için bir lüks , eksiklik duyan için ihtiyaç. Kitapla hayat, nazari bilgi ile günlük rutin arasındaki uçurum doldurulmadıkça, tefekkür iki kutuptan birine yönelecektir : Ütopya veya beyin yıkama.
Kitaptakilerle, yaşanan gerçek arasındaki uçurum entellektüeli yaralamaktadır. Artık o, kutsiyetine inandığı bir davanın alemdarı değil, muzdarip bir vicdandır.