Yeni gitimişim İsviçre'ye ve doğal olarak İstanbul'u özlüyorum. Bütün göçmenlerin sorunudur bu. Terapide de söylenip duruyorum.
Diyorum ki,
"Ya İstanbul'da ne kadar güzel bir hayatım vardı benim, İstanbul Üniversitesi'nde fizyolojide öğretim üyesiydim, hoca olacaktım".
Sonra devam ediyorum;
"Ama işte dünyanın en iyi psikiyatri kliniklerinden birinde şimdi psikiyatri ihtisası da yapıyorum. Bu psikiyatri bilgisini ben Türkiye'de de öğrenemezdim ki. Ama burada işte hava şöyle de berbat, bir yağmur başlıyor dört gün sürüyor. Arkadaşlarımla dün konuştum boğazda rakı-balık yapıyorlardı. Ben burada iki bira içeceğim saat 10'da bar kapanıyor."
Tamam mı, adam şişti. Tam bir ergen mızmızlığı benimki. Yani her şeyi istiyorum. Hem çok iyi psikiyatri ihtisası yapacağım, hem rakı-balık yapacağım boğazda. Hem öğretim üyesi olacağım.
Adam normalde psikanalistlerin yapmadığı bir şey yaptı. Seansın sonuna doğru kalktı ayağa, yanıma geldi. "Bay Hasanoğlu" dedi.
"Bütün oyuncaklar sizin olamaz. Bazı oyuncaklardan vazgeçmek zorundasınız. Büyümek budur. Seansımız bitti. İki gün sonra görüşürüz."
-Dr.Alper Hasanoğlu