Ben o tek insanım. Beni oluşturan yığınla benlik olarak görüyorum kendimi. Ve hep beni ben yapan ve işimi bitiren, beni seven ve benim sevdiğim kadını, pek çok kadını görüyorum.
Ve bu engin geçmiş tarihim üzerinde düşünürken, birkaç büyük ve görkemli etki buluyorum ki bunların başlıcası kadın aşkı, erkeğin kendi türündeki kadına duyduğu aşk.
London Deniz Kurdu'nda (hatta kısmen Beyaz Diş ve Vahşetin Çağrısı da eklenebilir) etin önemini ve insanın son ana kadar et savaşında verdiği mücadeleyi anlatmıştır. Bedenin varoluşunun herşeyden önde geldiğini bize vurgulu bir şekilde açıklamıştır.
Bu kitapta ise bakış açısının ve hayatı yaşama şeklinin önem sırasını ve bakış açısını ne kadar değiştirdiğini görebiliriz.
Bedenin varoluşunun ruhun yanında ne kadar basit ve önemsiz kaldığını bir hapishane hücresinde yaşama dair bütün umutlarını kesmiş bir mahkumun sözleri ile anlatıyor bize. Kimi zaman bir soylu, kimi zaman bir denizci, kimi zaman tarih öncesi bir insan olarak; beden hapis olsa bile ruhun ne kadar özgür olabileceğini sanki çıplak gözlerimizle görebiliyoruz.
Eğer astral seyahat veya benzeri şeylere ilgi duyuyorsanız ya da London'ın bu kadar ilginç bir konuyu nasıl anlattığını merak ediyorsanız kaçırmayın (hatta bence ne olursa olsun) okuyun.
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma