Herhangi bir kimsenin bana bir adıma kadar yaklaştığını görüp ümitlere düşsem, hemen kendimi topluyor: "Hayır, hayır, o bana daha çok yaklaşmıştı... Aramızda artık mesafe bile kalmamıştı... Fakat işte, sonu!" diyordum.
Bazen kendimi bir müddet için unuttuğum, bir insanda kendime yakın taraflar bulduğum oluyordu. Fakat kafama, çıkmaz bir şekilde yerleşmiş olan o korkunç hüküm derhal kendini gösteriyor “Unutma, unutma, unutma ki o sana daha yakındı, buna rağmen böyle yaptı!” diye beni hakikate davet ediyordu.
Günlerin birbirinden farkı yoktu.
Fakat birdenbire, avuç içi kadar kâgit, her şeyi altüst ediyor, beni bu dünyadan alıp oraya götürüyor, benim buraya değil, telgrafın geldigi uzak yerlere ait oldugumu hatırlatıyordu.