"Efendim insanın kendinden biraz olsun ümidi varsa evlenir mi?" diye sordu.
Dayı tedirginlikle şaka mı yapıyor diye bir yandan gözleyerek ve latifeden anlamaz bir adam gibi olmayı da istemeyerek, "Olur mu, evlilik tamamlanmaktır, en büyük gerekliliktir," dedi. Aziz duraksamadan başını sallayarak, "Elbette, bence de gerekli hem de çok, insan zaten bir bela, herkesi birbirine çatacaksın ki birbirlerinin belası olsunlar da etraf rahat etsin, hem de bela arayan bunu evinde yanında bulsun da bir an eksik kalmasın. Şarttır. Beladan halis olması gereken kaç kişi var şu dünyada, acaba kaç kişi, kim bilir ne kadar az. O yüzden mümkün mertebe de erken evlenmeli. Nasıl her veliyi başka bir veli meşhur ederse her insanı da başka bir ya benzeri ya beteri durdurur. Kim bilir evli bir kadın kaç kadının ırzını koruyor, kaç kişinin rahat uyuyup sokağa çıkmasına sebep oluyor, bilmediği ne sevaplar kazanıyordur, keza evli adam da öyle, kendine ve hanımına değil ama etrafa ne faydalıdır. O evinde hapisken dışarısı salah buluyordur. Bütün çekişmesini yanındakiyle gece gündüz yaparken ot çöp bile nefes alıyor, gece kuşlar ötmeye başlıyordur, sırf evli evinde, çok şükür diye. Zaten insanın böyle göze görünmez faydaları da yoksa neyi var, mikroplar için diyorlar ya, 'Mikrop, bakteri falan amma kim bilir ne faydalı,' diye, işte benzer hesap."