önümdeki mangalın ateşinden, geriye bir üfleyişte uçup gidecek bir avuç kül kalmıştı. hissettim ki benim düşüncelerim de dayanıksız bir avuç kor gibidir, kül olmuştur, bir üflemeye bakar.
sonra tekrar konuştum: "ahmaksın sen, daha neden gecikiyorsun? ne bekliyorsun, daha ne umuyorsun? bitişik odada bir şişe şarabın yok mu? iç bir yudum, öl git!.. ahmak... ahmaksın sen... ben havaya konuşuyorum!"
hayat, soğuk kayıtsız, herkesin maskelerini çeker alır zamanla; maskeleri de hani çoktur herkesin. fakat bazıları hep aynı maskeyi kullanırlar, ister istemez kirlenir, yıpranır bu maske. tutumlu kimselerdir bunlar. bir kısmı evlatlarına saklarlar bu maskelerini; bir kısmı da vardır ki boyuna maske değiştirirle, ama yaşlandıklarında görürler ki bir sonuncu maske kalmış ellerinde, ve bu da pek çabuk eskir, o zaman maskenin gerisinden gerçek yüzleri çıkar ortaya.