"Bu Potter," dedi Marge Hala yüksek sesle, bir yandan da konyak şişesini alıp hem bardağına biraz daha koydu hem de masa örtüsüne biraz daha sıçrattı. "Bana ne iş yaptığını hiç söylememiştiniz, değil mi?"
Vernon Enişte ve Petunia Teyze son derece gergin görünüyorlardı. Hatta Dudley, ağzı açık, anneaiyle babasın bakmak için gözlerini oastadan bile ayırdı.
Vernon enişte Harry'ye belli belirsiz bir bakış atarak, "O - çalışmazdı," dedi. "İşsizdi."
"Düşündüğüm gibi!" dedi Marge Hala, konyağı bir yudumda kafasına dikti, çenesini kol ağzına sildi. "Aylak, metelik etmez, tembel bir otlakçı-"
"Değildi," dedi Harry birden. Masaya bir sessizlik çöktü. Ahtry sapır sapır titriyordu. Hayatında böyle öfkelenmemişti.
"DAHA KONYAK!" diye haykırdı Vernon Neişte, bembeyaz olmuştu. Şişenin hepsini Marge Hala'nın kadehine boşalttı. "Sen çocuk," diye hırladı Harry'ye. "Yatağına, hadi-"
"Hayır, Vernon," diye hıçkırdı Marge Hala, elini havaya kaldırdı, minik kanlı gözleri Harry'ye dikilmişti. "Devam et, çocuk, devam et. Anne babanla gurur duyuyorsun, öyle mi? Gidip kendilerini bir araba kazasında öldürtüyorlar(sarhoştular herhalde) -"
Kendini bir anda ayağa dikilmiş bulan Harry, "Arava kazasında ölmediler!" dedi.
"Araba kazasında öldüler, seni pis küçük yalancı ve seni bu namuslu, çalışkan insanların başına yük olmaya bıraktılar," diye feryadı bastı, öfkeyle şişmişti. "Seni küstah, nankör küçük-"